çanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çanta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013/09/03
2013/07/23
2013/04/24
2013/04/01
2013/03/21
Soldan soldan gelir bazen.
Hep kendimden bahsettiğim, arada siyasetten ve tarihten filan da bahsetmemin renkli olacağı yönünde yorumlar geliyo bazen. Tabiki hoş görüyorum (sonuçta burası bi tartışma programı:P ).
2013/03/05
2013/02/04
2013/01/25
2013/01/13
2012/12/31
2012/12/23
2012/12/07
2012/11/26
2012/11/18
2012/10/18
Eti senin kemiği benim olsun.
Leopar deseni görünce aklıma ilk gelen isim Banu Alkan. Banu Alkan diyince de aklıma gelen tek şey 90-60-90. Onun zamanında ölçü birimleri mi farklıydı, nasıl oldu bilmiyorum ama bu kadın hiçbir zaman, değil 60 santim, 90 santimlik bel kıvrımına bile sahip olmuş olamaz. Ama o dönemler niyeyse balık et makbul, ne kadar butluysan o kadar iyi, Banu da haliyle seksilik rekorları kırıyo.
Günümüzde 90-60-90 demek incecik bi bel demek, minik bi toto demek. Burda Banu Alkan'ı üzerinde çarpı işareti olan "tehlikeli madde" olarak düşünebilirsiniz. Kim çıkardıysa bu etliden kemikliye geçiş modasını, kabak hepimize patladı!
Bu aralar kilo alma, verme, yağlarla arada duygusal bi bağ kurma, spor yapmaya üşenme ve bunun gibi daha biçok şeyden muzdaribim. Ve evet eski türkçe kullanmayı çok seviyorum.
Psikolojik midir, sosyolojik midir, psişik midir ne halttır bilmiyorum ama, bu yediğine içtiğine dikkat etme olayı hakkaten işe yarıyo yada bana öyle geliyo. Mesela günlerce tam tahıllı buğday ekmeği diye bildiğin ekşi mayalı köy ekmeği yemişim. Ama nasıl lezzetli, nasıl güzel. Pasta gibi yiyosun bikerede bikaç dilimi. Ki bu durum, benim gibi yemekten çok ekmek yiyenler için oldukça sakıncalı bi durumdur. Ben de güya sağlıklı besleniyorum diye seviniyorum filan..
Gel görki sayın seyirci, ben o ekmeği yediğim haftanın sonunda 1 kilo verdim. Tabi bunda öküz gibi yemeyi bırakıp dozunda yiyip sofradan kalkmaya özen göstermiş olmamın da etkisi olabilir.
Amaaaa, nezamanki kendimi ödüllendircem hesabı bikaç porsiyon kebap ve pideyi araya soktum, zort diye o kiloyu geri aldım. Zaten o kilolar sen verdikten sonra arafta bi yerlerde takılıyo ve her an senin onu geri çağırmanı bekliyo. Böyle bi fırsatı kaçıracak kadar aptal değil.
Demekki neymiş? Her nekadar yaşlanınca önden müzelik olacağını bilsen de, arkadan liselik görünmek istiyosan sporunu da yapcaksın, boğazını da tutcaksın, midendeki öküzü de kurban bayramını fırsat bilip keseceksin. Buda kendime ve benim gibilere öğüdümdür. Siz de şahit olunki sonra kıvırma şansım olmasın.
Bide naçizane önerim, aldığınız her bir kilonun 4 paket margarine eşit olduğunu düşünün. Mesela 3 kilo aldıysanız belinize yada totonuza 12 tane margarin sardığınızı, hatta ve hatta o 12 paket margarini ısıra ısıra yediğinizi düşünün. Böylesi çok daha tiksinç oluyo ve işe de yarıyo;)
Sweat: Asos - Ön kısmını ben kestim :)
Etek: H&M
Ayakkabı: TopShop
Deri Ceket: Paris'te bi butikten
Çanta: Guess
Kolye&Bileklik: Koton
2012/10/08
Şimdi gözümde canlandılar
Geçen gün koku hakkında bi belgesel izlemiştim. Kokunun anılarla ilişkili olduğunu söylüyolardı. Bişeyi yada birini kokladığımızda aldığımız tanıdık bi koku, bizi taaa yıllar öncesinde bi anımıza ışınlayabiliyomuş.
Sonra düşündüm, hem ben zaten çok severim sürekli geçmişe ışınlanmayı, söylemiştim ya benim beyin aritmetiğim bu diye, hah işte o sebeple, kokularla bağdaştırdığım bir sürü şey hatırladım.
Neredeyse aldığım her kokunun bi anısı var, kokladığım an beni mutlaka bi zaman dilimine götürüyo.
Bende en çok etki bırakan kokulardan biridir mesela hacı yağı kokusu. Ne zaman o kokuyu alsam bi yerlerden, doğrudan rahmetli dedemin beni omzuna alıp çubuk kraker almak için bakkala götürdüğü zamana giderim. Yaş 3, bilemedin 4, en kötü ihtimal 5.
Kuruyemişçi yanından geçerken aldığım leblebi kokusuyla birlikte ilkokulda leblebi tozunu agzımızdan burnumuzdan çekip hönküre hönküre yediğimiz zamanları hatırlarım dün gibi.
Bi komşumuz vardı, Asiye abla. Onun evine ne zaman gitsek hep aynı koku vardı, tarif edemediğim yoğun bi koku, güzel değil, çirkin de değil, değişik işte. Sonra Asiye ablayı kanserden kaybettik. Ozamandan beri nezamanki bir restoranda, mağazada yada evde bu kokuyu alsam aklıma hep kanser gelir, orayı hemen terkedesim gelir, boğulcak gibi olurum.
Yağmur yağdıktan sonraki toprak kokusu demek benim için gri pazar günlerinde TRT3'te F1 izlemek, annemin yaptığı tarçınlı keki çay eşliğinde yemek demek, o yüzden de hala yağmur yağınca kek yiyesim gelir. Gerçi bunun anılardan ziyade benim pisboğazlılığımla alakası var ama sonuçta anılar da depreştiriyo, onun da etkisi var bence.
Yaş 4. Annem günlere beni de yanında götürüyo. En sevdiğim şeylerden biri kadınlar yanımda konuşurken onların o uğultumsu sesleri eşliğinde börekleri sarmaları götürmek, üstüne ıslak kek hüpletmek ve kapanışı alman pastasıyla yapmak. Aradaki kısırları, patates salatalarını filan saymıyorum. Hah işte o ortamdaki çayla karışık genel pasta kokusunu hiç unutmuyorum. Bide ilk kez vanilya paketini orda koklamıştım, kafam olmuş 1500. Anne diyorum bu ne güzel kokuyo, aynı da etipuf gibi ^.^ biz de alalım bunlardan (yaş 4 dedik dikkatinizi çekerim, evdeki kabartma tozlarını koklayıp bunlar niye güzel kokmuyo diye isyan ettiğim bi dönem). O gün bugündür hala dolabı açar açar koklarım vanilya paketini (bence utanmanıza gerek yok söyleyebilirsiniz, ben de kokluyorum diyebilirsiniz) ve her kokladığımda komşudaki altın gününü hatırlarım.
Bide o teyzeler yanımda konuşurken tekli koltuklardan birinde uyuyakalmaya bayılırdım, ninni gibi gelirdi o konuşmalar. Hala da aklıma gelince bi mayışırım. Ama bunun kokuyla alakası yok tabi.
Bi gidince dönmek bilmiyorum ben de. Demiyosunuzki hiç çok konuştun yine, biraz makul bi yerde kes şu yazıyı diye.
Yani demem o ki çok tatlı okur, koku giderse anılar da gider! Aldığımız en güzel tatlar da yok olur!
O yüzden, sanki bigün koku alamıycakmışız gibi yaşadığımız her güzel anı not edelim, beğendiğimiz en güzel tatları kaydedelim bi yerlere. Neye benzediğini, ne koktuğunu nasıl anlatırsınız orasını bilemem ama belki bigün işimize yarar, bişey yapılır onunla.
Kız çok hüzünlü yazdım yaaa, hiç de tarzım değildir aslında ama bugün niye böyle olmuşki, hayret.
Ha bu arada herkes bi silkinsin kendine gelsin artık. Tamam yaz bitti sonbahar geldi, evet yapraklar kızardı hatta dallarda yaprak bile kalmadı nerdeyse. Ama bu paylaşmamak için bi sebep değil, çıkın o saklandığınız yerden, herkes yazsın paylaşsın bişeyler, azcık enerjik olun yaa, herşeyi ben mi söyliycem (Yazar burda resmen kendisine kızmakta ve hatta kendini tutamayıp küfretmektedir, olayın sizle bi alakası yoktur. Ama yok ben çok alıngan bi insanım, ille de alıncam diyosanız siz bilirsinizdir).
Elbise: Asos
Ayakkabı: Sergio Rossi
Tütü: DIY (şurdaki elbisemi kesip büstiyer ve etek yapmak suretiyle ikiye böldüm)
Çanta: Mango
2012/10/03
Biraz tarçın, bir tutam zencefil aman..
Bi türlü dökemediğiniz kurtlarınız mı var? Yakın bi zamanda düğün dernek organizasyonu da yok, ne yapıcam diye mi düşünüyosunuz? Hemen yiyeceğinize yada içeçeğinize bi miktar tarçın katıyosunuz, ondan sonra dökülsün kurtlar :)
Hazmı kolaylaştırır, yiyeceklerin üzerine koyulduğunda bozulmasını engeller. Gribin düşmanı, kalp hastalarının dostudur. Ama şimdi çok faydalı dedik diye kaşık kaşık yemeye kalkmayın, aman diyim, o kadar da değil.
Kurabiyeyi kek, keki ekmek gibi yaptığına göre, kurabiyeyi ekmek gibi löpür löpür yememizin tek sebebidir bence tarçın (A kapsar B yi, B kapsar C yi, o halde A tabiki kapsar vede kucaklar C yi, hem de seve seve).
Ama ben hiç sevmedim o rengi. Nasılki ten rengi çorap "kadın çorabı", dizaltı arkadan yırtmaclı etekler "anne eteği", omza atılan geniş ekose şallar "babanne şalı" ise, tarçın rengi de benim dünyamda anne rengiydi, dolayısıyla kadın rengiydi, mesela Gülşen Bubikoğlu gibi.
Asla giymem dediğim ikinci renkti, hardal sarısı herzaman birinciliğini koruyodu çünkü.
Olmaz olmaz deme hiç, olmaz olmaz sevgilim, zaman neler gösterir belli olmaz sevgilim diye boşuna dememiş Nil Burak. Gerçi burdaki esas rol Nil'den ziyade, bana bu eteği alıp da severek giymeme sebep olan kızkardeşcana aittir ♥
Demekki olabiliyomuş, hiç de fena değilmiş.
Bu arada yeri gelmişken söyliyim, bilmeyenler için genel kültür olsun,
bi kızkardeşe sahip olmaktan daha iyi bişey varsa o da "aynı dili konuştuğun bi kızkardeşe sahip olmaktır". Arz ederim.
Peplum top: Asos
Etek: Primark
Ayakkabı: NineWest
Çanta: H&M
2012/08/22
Bir garip gözlük hikayesi
Evet evet ben de senin gibi okulda göz muayenesi yapılırken şeşi beş görüyomuş gibi yapıp, o minik beynini aklısıra doktora "A aaaa bu çocuğun gözleri resmen bozuk! Buna kesin gözlük almanız lazım. Böyle renkli çerçeveli filan olursa da tadından yenmez hani" dedirtmek için kullanan bir çocuktum.
Söz konusu sınavda kopya çekmekse taa en ön sıradakinin kağıdını bile tarayabilen, hatta çoktan seçmeli sınavlarda hangi soruyu A, hangi soruyu C yapmış görüp, kendi kağıdına aktarabilen bi nesildendim. Ama işin ucunda gözlük varsa ve halihazırda gözlükçüye gidip annemize rengarenk çerçeveli gözlükler aldırmak gibi bir ihtimal varsa bu dibine kadar kullanılır, S'ler G, H'ler itinayla A olurdu bi anda.
Görmüyorum napabilirim yani, öliyim mi?
Hadi diyelimki bunların hiçbirini ne doktor ne de annen yemedi, o zaman belli aralıklarla evde gözler ovuşturulmak suretiyle kızartılır, gözüm çok kaşınıyo ayarı verilir, "en azından bi dinlendirici gözlük filan alsak da hiç olmassa gözlerim kızarmasa, yoksa bu koşullarda ders bile çalışamam allah muhafaza" ortamı yaratılırdı.
Bunların hepsini denemiş bi insanım ben. Yapmadığım numara, uygulamadığım taktik kalmamıştır. Gel görki gözlerim o kadar iyi görüyoduki, kazara gözlük konusunu unuttuysam hemen bir kartala dönüşür, taa karşı yoldaki bakkalın camekanında ne yazdığını okurdum. Kullanışlıydım bu konuda. Tabi hal böyle olunca da benim S'lerin G olması, ancak bülent ersoyun bu bebeği ben doğurdum demesi kadar gerçekçi olabiliyodu.
Öyle yani, buda bi anıdır sonuçta.
Baktım içimde kalmış, niye sakliyimki şimdi sizden bunu dedim, hadi dedim, yaziyim dedim.
Etek: Twist
T-shirt: TopShop
Çanta: Guess
Ayakkabı: Flo
Gözlük: RB Wayfarer
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























































