pullu etek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pullu etek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/08/22

Bir garip gözlük hikayesi


Evet evet ben de senin gibi okulda göz muayenesi yapılırken şeşi beş görüyomuş gibi yapıp, o minik beynini aklısıra doktora "A aaaa bu çocuğun gözleri resmen bozuk! Buna kesin gözlük almanız lazım. Böyle renkli çerçeveli filan olursa da tadından yenmez hani" dedirtmek için kullanan bir çocuktum.
Söz konusu sınavda kopya çekmekse taa en ön sıradakinin kağıdını bile tarayabilen, hatta çoktan seçmeli sınavlarda hangi soruyu A, hangi soruyu C yapmış görüp, kendi kağıdına aktarabilen bi nesildendim. Ama işin ucunda gözlük varsa ve halihazırda gözlükçüye gidip annemize rengarenk çerçeveli gözlükler aldırmak gibi bir ihtimal varsa bu dibine kadar kullanılır, S'ler G, H'ler itinayla A olurdu bi anda.
Görmüyorum napabilirim yani, öliyim mi?
Hadi diyelimki bunların hiçbirini ne doktor ne de annen yemedi, o zaman belli aralıklarla evde gözler ovuşturulmak suretiyle kızartılır, gözüm çok kaşınıyo ayarı verilir, "en azından bi dinlendirici gözlük filan alsak da hiç olmassa gözlerim kızarmasa, yoksa bu koşullarda ders bile çalışamam allah muhafaza" ortamı yaratılırdı.
Bunların hepsini denemiş bi insanım ben. Yapmadığım numara, uygulamadığım taktik kalmamıştır. Gel görki gözlerim o kadar iyi görüyoduki, kazara gözlük konusunu unuttuysam hemen bir kartala dönüşür, taa karşı yoldaki bakkalın camekanında ne yazdığını okurdum. Kullanışlıydım bu konuda. Tabi hal böyle olunca da benim S'lerin G olması, ancak bülent ersoyun bu bebeği ben doğurdum demesi kadar gerçekçi olabiliyodu.
Öyle yani, buda bi anıdır sonuçta. 
Baktım içimde kalmış, niye sakliyimki şimdi sizden bunu dedim, hadi dedim, yaziyim dedim.










Etek: Twist
T-shirt: TopShop
Çanta: Guess
Ayakkabı: Flo
Gözlük: RB Wayfarer

2012/02/01

Beynini dinle.


Değişiklik iyidir. Zaman ve mekandan bağımsız, herhangi bir ruh hali içindeyken yapabileceğin bişeydir.
Hiç makyaj yapmayan birinin çantasında ruj ve allık taşımaya başlaması gibi,
babet benim vazgeçilmezim derken dolabının bir anda topuklular tarafından ele geçirilmesi gibi,
yıllardır uzatıyorum bu günleri görmek için, dünya ikiye ayrılsa yine de kestirmem dediğin saçlarını kestirmek gibi,
yada bir erkeğin "sıkıldım artık armut gibi yaşamaktan, biraz üçgen olsam fena mı olurdu" diye düşünüp spor yapmaya karar vermesi gibi.




Demem o ki, sadece zevklerde değil, hali hazırda hep aynı olan şeylerde de değişiklik yapmak iyidir. 
Aynı kaş, aynı göz, aynı göğüs.. falan diye devam edersem konu birazdan Ajda Pekkan'a bağlanacak, burda duruyorum.
Değişiklik neden mi iyi?
Şöyle anlatayım sevgili okur.
Nasılki aynı kıyafeti üst üste iki gün giymek yada bugünkü yemeğin tencerede kalanını yarın yemek sıkıcıysa, hergün aynaya baktığında aynı suratı hiç değişmeyen ifadesiyle karşında bulmak da o seviye sinir hoplatan bi durum.
Hal böyle olunca beyin bi başka çalışmaya başlıyo acaba seni nasıl görmek isterdim diye. Beyin derken sağ ve sol lobu olan beyinden bahsediyorum yoksa Erman beyin benle ilgili öyle bi çalışmasını görmedim hiç!
Benim beyin sağa kaymış mesela. Ne kadar duygusallık, hayalgücü, efendime söyliyim eften püften fotografik anı varsa hepsi bende gani. Mantık ikinci planda. Yeryüzünde bitane dişi gösterinki bana yalnızca mantığıyla hareket etsin zaten.






  
  



Beynim diyoki 
"senin çok acil saç değişikliği yapman lazım, sağ tarafım öyle söylüyo. Hani mesela ortaokul zamanlarında böyle küt saçlı perçemliydin, yine öyle olabilirsin. Solum da diyoki mümkünse aceleye getirip hepsini kestirmesin, biraz mantıklı davranıp önce perçemle başlasın. Ha baktı sonuç iyi, ileriye dönük tüm olasılıklar hesaplanmak şartıyla kısa kestirebilir akabinde."

Tamam diyorum beynime, iki lobunla birlikte başımın üstünde yerin var.
Kökü bende nası olsa, yine uzaaar..

Kaban: Mango / Etek&Kazak: Twist / Çanta: Zara / Bot: Beta