t-shirt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
t-shirt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/07/23

Bi' makas alayım:)

2012/07/30

Palmiye





  




Aslında sizin bildiğiniz gibi değil o. Yani palmiyeler sadece tropik bölgelerde yetişmez. Palmiyelerin üstüne yapışmış bi lekedir o sadece. En yağışlı en sulak bölgelerde yetiştiği gibi, yeri gelir en çorak en kuruluktan nefes aldırmayacak kadar kurak topraklarda yetişmesini de bilir. Ha bide yaş halkaları yoktur gövdelerinde. Bu da genel kültür olsun.

Aslında onu da diğerleri gibi düşündüğün zaman bi meyve versin, bi gölgesinde yatırıp serinletsin, oturduğumuz yerde diz kapaklarımızın arkasından bileklerimize doğru süzülen terimizi biraz olsun kurutsun isteriz içten içe. Yada ne biliyim iki ağaç arasına ip gerip, kilimi de 2 kat yapıp iplere dolayıp kendi halinde bi salıncak kurasımız gelir. İnsanız neticede, can çekiyo.
Ama palmiye öyle bişey değildir. Bir incir ağacı yada üzüm asması değil belki ama,
bir araya geldiklerinde yarattıkları muhteşem manzaraya ve silüete karşı hayallere dalmak, o hayallerin içine bi parça deniz, biraz güneş, biraz da kum koymak bedavadır. 
En susuzluktan dilimiz dışarda gezdiğimiz topraklarda bile kafamızda meyve sepeti, üstümüzde yapraklı ve meyveli kıyafetlerle kendimizi bir dalgakıran misali deniz kenarında dalgalara tekme atarken düşünme sebebimizdir. Dileyenler meyve sepetini elinde de taşıyabilir. O konuda rahat olabilirsiniz.

T-shirt: Twist
Jean şort: Zara
Ayakkabı: Tarafımdan kesilmiş Converse
Mekan: Eymir

2012/06/03

Matematik içimizde.


Cumaları neden seviyoduk? Cumartesiyi hatırlattığı için.
Peki pazarları neden sevmiyoduk? Tabiki bitmeyen pazartesilere bağlandığı için.
O zaman içler dışlar çarpımı yaptığımızda cumartesiyi de sevmememiz gerektiği sonucuna varıyoruz. Çünkü cumartesi de bize halihazırda pazartesiyi hatırlattığı için sevmediğimiz pazarı hatırlatıyo.
Bizim zamanımızda(yazar burda geçen yıllara içten içe serzenişte bulunmaktadır) ÖSS matematikte, sayılar arasına sıkıştırılmış üçgenler, kareler ve yıldızlardan oluşan "işlem" soruları vardı. Üçgenle bi araya gelen bütün işlemlerin sonucu çift sayı olduğuna göre, kare de onların hep bir eksiği olduğuna göre, sonuç yıldızdır. Yani pazartesiden ötürü pazarı sevmiyosak, cumartesiyi de sevmememiz gerekir. 
Boşuna mı öğrettiler bize o kadar denklemleri, fonksiyonları, türevleri. Alalım, günlük hayatımızda sere serpe kullanalım, "ulan boş yere ömrümüzü verdik şu havuz problemlerine" dememek için her havuza girdiğimizde bir problem yaratıp çözelim. Sonra da havuzbaşında şaşkınlık içinde bizi izleyenlere gururla "merak edilcek bişey yok, herşey kontrolüm altında. lisede sayısalcıydım ben, şimdi çözerim." diye ekleyelim. 
Markete gittiğimizde hesap 16TL ise, kasiyere gayet kendimizden emin bi şekilde "256 nın karekökü olan 16 dan bahsediyoruz değil mi? Hayır bi yanlışlık olmasın. Eğer OKEK'ini öğrenmek istiyorsanız bir sayı daha belirtmeniz gerekecek ki ben de size ikisi arasındaki ortak katların en küçüğünü söyleyeyim" diye bir açıklamada bulunup, biberi tarttırmayı unuttuğumuz için kasadan geçirmeyen ve bizi tersleyen kasiyeri dilediğimiz gibi sinir edelim. Hatta 3 parça malzeme için bizi 15 kişilik kasa kuyruğuna yeniden sokmaya kalkışırsa direk trigonometriden girelim olaya, hayata bakış açısını değiştirelim.



Bak mesela bugün, A noktasından yola çıkmış bir otomobildeki ben, benden yarım saat önce B noktasından yola çıkmış bir başka otomobildeki X, Y ve Z kişileriyle buluşup, saatte beşbin kelime hızla konuştuk. 
Kim demiş matematik problemlerini günlük hayatta kullanamayız diye. 












Yine görüşelim bak, anlatcaklarım daha bitmedi.

Ceket: Mango
T-Shirt: XSide
Pantolon: Colin's
Ayakkabı: ALDO
Çanta: Asos
Mekan: Bahçeli caddeleri

2012/05/24

Yeşil kurbaa



Mesela çizgi filmlerde görünce allahım nasıl da sevimli buluruz onları. Yanaklarını şişirir, gözlerini sonuna kadar açar filan. Hatta efsanelere göre yakışıklı bir prense dönüşmesinin bedeli sadece masum bir öpücüktür. Ama bir okadar da yapış yapış sümük gibilerdir, öpücüğü verirken onu da göz önünde bulundurmak lazım. Hem öptükten sonra prens görünümlü bir öküze dönüşmeyeceğinin de bi garantisi yok!
Ama şimdi şöyle de bişey var. Adamlar amfibik, yani hem suda hem karada yaşıyo. Bu ne demektir biliyomusun sayın seyırcı?
En az bir yaz tatili, bir kış tatili cepte demektir. Tabi yalnız bırakmıycaksın suya. Yoksa her limanda bir sevgili edinmesi kuvvetle muhtemeldir. Kuyruğu da yokturki höst diyip kuyruğundan çekiştirsen, gidemese bi yerlere. 
İşte o yüzdendirki bunlar karada da yaşayabilir şekilde yapılmış. "Hadi canım hadi, daha yeni geldin sudan" diye çemkirip sizin topraklarınızda zıplamasına izin verirsiniz. O da sinek böcek solucan derken kafası dağılır.




Bide "kurbaaya ellenmez, elinde siğil olur" gibi çocukluğumdan beri bi türlü anlam veremediğim bi hurafe var. Zaten kurbaa diyince akla siğil gelmesinin bence tek ve yegane sebebi sekizköşe kasketli bi amca yada çiğnediği sakızı başörtüsünün tepesine yerleştiren bi teyze, kesin!  Prens arayışından vazgeçmesi için özellikle kız çocuklarına ithafen yapmışlar. Yoksa bunun bilimsel hiçbi gerçekliği yok.
Tamam hadi bunu da sizin için araştırdım, hizmette sınır yok biliyosunuz. Müessesemiz sadece kuru pasta ve meşrubatla sınırlı değil arkadaşım. Geç otur şöyle de dinle beni.

Şimdi bu kurbaaların düşmandan kendini korumak için kullandıkları bi zehir mekanizmaları var. Halihazırda da derilerinin dış yüzeyinde siğiller bulunduruyo bu arkadaşlar. Zehri siğillerinin altında topluyo ve düşmanı gördümüydü pısst diye fışkırtıyo ordan, çaktın mı?
Yani bunun, senin o ayağına giydiğin 3 numara küçük ayakkabı yüzünden nasırlaşan etlerle yada siğillerle alakası yok. Okuduk araştırdık, boru mu!


En sevdiğim renklerden biri olan yeşili böyle iğrenç bir muhabbete dahil ettiğim için kendimden tiksinir, daha da tiksinç bi noktaya varmak isteyenleri Hülya Koçyiğit'in Kurbağalar filmini izlemeye davet ederim.

Bide arayı çok açmayalım derim.














 





T-Shirt: Trendyol
Pantolon: Mango
Ayakkabı&Çanta: Zara
Bileklikler: H&M
Kleopatra: Minikkuş:P

2012/04/30

Başkalaşım















Tarihteki söylentilere biraz kulak kabartırsanız göreceksinizki Kleopatra aslında hiç de öyle söylendiği gibi güzel, alımlı, efendime söyliyim "bizim mahallenin bütün delikanlıları ona hastadır" türünde bir kadın değilmiş. Hani bu yeni halime bakıp da naçizane bir benzetme ihtiyacı hissederseniz diye söylüyorum. 
Ne küt saçlıymış, ne de pırasa gibi perçemleri varmış. Güzelliğin kenarından bile geçmeyecek kadar çirkin bir kadınmış.
Cazibe diye bişey var bildin mi? Hah işte bu kadında ondan bolca varmış. Bide üstüne şimdi zekayı ekle.
Ondan sonra gelsin krallar, komutanlar:)

Ama işte bende o yok biliyo musun.

O yüzden de kleopatradan ziyade daltonlara, hatta daltonlardaki Co'ya benzetebilirsin beni. Tarzı biraz daha oturmuş, araya neon katmış, biraz da saçlarına ahenk vermiş bi Co. Grubun en ufak tefek adamı olabilir ama hala en zekisi, gıcığı ve komiği olduğunu unutmayalım emi canım benim.

Oldu o zaman.

T-shirt: Oxxo / Tayt: Atlas pasajından / Ayakkabı: Converse'lerimin boğazını kestim ve yazlık yaptım. / 
Kolye: Koton / Çanta: CK / Saat: Armani / Saçlar: Peruk :P