palmiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
palmiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/09/20

Bişey diycektim aslında.


Uzun yollarda, hele hele otobüs gibi oldukça kozmopolitan bi ulaşım aracı kullanıyosanız, üstüne bide saatlerce sürecek bi yolculuk sizi bekliyosa, yanınızdaki teyzeyle siz istemeseniz de kanka olacağınızı, arkadaki amcanın horultusu gurultusu ve aklınıza gelebilecek her türlü(!) sesine maruz kalacağınızı, topkek ve çiziyi bir daha görmek istemeyeceğinizi, bebek viyaklamalarından hiç olmadığı kadar tiksineceğinizi, eğer yanınızda koklayacak güzel bişeyiniz yoksa "bizim çocuğu yol tutuyo da" cümlesinin devamında bütün otobüse hakim olan kusmuk kokusunu iliklerinize kadar soluyacağınızı da kabul etmişsiniz demektir. 
Ben en iyi firmayım diyen, uçak bileti fiyatına otobüs bileti kesen firmalar da dahil hepsinde ortalama olarak bu tarz bi ahval ve şerait içinde bulursunuz kendinizi. Ben söyliyim de..
Aslında bu tarz toplu taşıma durumları sadece bizde değil bütün dünya ülkelerinde aşağı yukarı böyle. Ama tabi bizim mutlaka farkımızı ortaya koymamız gerekiyo her konuda olduğu gibi. Türküz sonuçta, kanımız kaynar, susamayız, kendimizi tutamayız.

2012/07/30

Palmiye





  




Aslında sizin bildiğiniz gibi değil o. Yani palmiyeler sadece tropik bölgelerde yetişmez. Palmiyelerin üstüne yapışmış bi lekedir o sadece. En yağışlı en sulak bölgelerde yetiştiği gibi, yeri gelir en çorak en kuruluktan nefes aldırmayacak kadar kurak topraklarda yetişmesini de bilir. Ha bide yaş halkaları yoktur gövdelerinde. Bu da genel kültür olsun.

Aslında onu da diğerleri gibi düşündüğün zaman bi meyve versin, bi gölgesinde yatırıp serinletsin, oturduğumuz yerde diz kapaklarımızın arkasından bileklerimize doğru süzülen terimizi biraz olsun kurutsun isteriz içten içe. Yada ne biliyim iki ağaç arasına ip gerip, kilimi de 2 kat yapıp iplere dolayıp kendi halinde bi salıncak kurasımız gelir. İnsanız neticede, can çekiyo.
Ama palmiye öyle bişey değildir. Bir incir ağacı yada üzüm asması değil belki ama,
bir araya geldiklerinde yarattıkları muhteşem manzaraya ve silüete karşı hayallere dalmak, o hayallerin içine bi parça deniz, biraz güneş, biraz da kum koymak bedavadır. 
En susuzluktan dilimiz dışarda gezdiğimiz topraklarda bile kafamızda meyve sepeti, üstümüzde yapraklı ve meyveli kıyafetlerle kendimizi bir dalgakıran misali deniz kenarında dalgalara tekme atarken düşünme sebebimizdir. Dileyenler meyve sepetini elinde de taşıyabilir. O konuda rahat olabilirsiniz.

T-shirt: Twist
Jean şort: Zara
Ayakkabı: Tarafımdan kesilmiş Converse
Mekan: Eymir