Twist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Twist etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2014/10/09

Başlık bulamadım yine.


Meraba sanki 3 yıldır yazmıyomuşum gibi özlediğim bloğum.
Meraba canım okur.
Belki hatırlarsın ben Minikkuş. Ela doğduktan sonra o ünvanını da kaybetmiş ve artık her anlamda miniklikten uzak olan, yalnızca kuş :)

2013/04/24

Meraba ben çok iyimser.

2012/09/10

Yaz bitti herkes dağılabilir.



Yaprakların iyice kızardığı, soğukların abartıp yorgana sardırdığı, güneşin de formaliteden ısıttığı şu günlerde içimden bişeyler yazmak gelmemesini oldukça normal buluyorum ben. Ya siz?
Çünkü sizin o 4-5 ay dediğiniz yaz mevsimini biz allahın ankarasında sadece bir ay yaşıyoruz. Zart diye geliyo, meseleyi zort diye çözüp gidiyo arkadaş. Bi bakıyoruzki yüzümüzde malak bi ifade, üstümüzde kazaklarımız ve ayağımızda çoraplarımızla onu uğurluyoruz.
E sen ne ara gelmiştin de gidiyosunki?
Saç kurutma makinelerini banyo sonrası ısınma aracı olarak kullandığımız günler çok yakın. Aynı şekilde banyoların yanık saç kokusuna maruz kalma günleri de.
Üç günlük tatilde bir senelik güneşi sömürüp, şekilden şekle girerek yakmaya çalıştığın bütün vücudunun patates gibi soyulacağı ve ekim gelmeden taze kabağa bağlayacağın günler de kapıda.

Tamam yaaa öyle hemen üzülme. Sonbahar ve kış da fena değildir. 
Herkes alabildiği kadar Akasya durağı almış ve Doktorlar sayesinde kendi ameliyatını kendi yapabileceği seviyeye gelmiştir. Artık tatildeki bütün saçma sapan diziler(Muhteşem yüzyıl hariç:P) yeni yayın dönemine girebilirdir. 

Yapraklar kızarır, ki kızaran yapraklar biz bloggerların temel yapıtaşlarından biridir:) Fonda onlar varken daha bi güvendeyizdir. Kızarmış yaprağa basıp da ayakkabısının fotoğrafını çekmeyen blogger bizden değildir, o derece.
Sonra bunun karı var kışı var. Çatlayana kadar yiyip, şiştiğini belli etmeyecek kadar kat kat kıyafet giyilebilir olması da cabası. 

Buz pistine dönen ankara sokaklarıyla aramı iyi tuttuğum ve kar maskemi taktığım sürece kıştan bile zevk alabilirim nerdeyse. Allahım nası mutluyum!













Hadi bana yumuşak, mis kokulu, sıcacık sebepler söyleyin yazın gidişine sevinmem için. E hadiiii bekliyorum -.-

Bluz: Twist
Şort: Stradivarius
Ceket: Mango
Çanta: H&M

2012/07/30

Palmiye





  




Aslında sizin bildiğiniz gibi değil o. Yani palmiyeler sadece tropik bölgelerde yetişmez. Palmiyelerin üstüne yapışmış bi lekedir o sadece. En yağışlı en sulak bölgelerde yetiştiği gibi, yeri gelir en çorak en kuruluktan nefes aldırmayacak kadar kurak topraklarda yetişmesini de bilir. Ha bide yaş halkaları yoktur gövdelerinde. Bu da genel kültür olsun.

Aslında onu da diğerleri gibi düşündüğün zaman bi meyve versin, bi gölgesinde yatırıp serinletsin, oturduğumuz yerde diz kapaklarımızın arkasından bileklerimize doğru süzülen terimizi biraz olsun kurutsun isteriz içten içe. Yada ne biliyim iki ağaç arasına ip gerip, kilimi de 2 kat yapıp iplere dolayıp kendi halinde bi salıncak kurasımız gelir. İnsanız neticede, can çekiyo.
Ama palmiye öyle bişey değildir. Bir incir ağacı yada üzüm asması değil belki ama,
bir araya geldiklerinde yarattıkları muhteşem manzaraya ve silüete karşı hayallere dalmak, o hayallerin içine bi parça deniz, biraz güneş, biraz da kum koymak bedavadır. 
En susuzluktan dilimiz dışarda gezdiğimiz topraklarda bile kafamızda meyve sepeti, üstümüzde yapraklı ve meyveli kıyafetlerle kendimizi bir dalgakıran misali deniz kenarında dalgalara tekme atarken düşünme sebebimizdir. Dileyenler meyve sepetini elinde de taşıyabilir. O konuda rahat olabilirsiniz.

T-shirt: Twist
Jean şort: Zara
Ayakkabı: Tarafımdan kesilmiş Converse
Mekan: Eymir

2012/05/09

Kapadokya da ne ola?


Bütün bir hafta ofis sandalyesi, bilgisayar, masa ve masanın üzerindeki bütün ıvır zıvırlarla yeterince haşır neşir olduktan sonra bünye 1,5 üstünden 2 günlük bir tatil yapınca neye uğradığını şaşırmaz mı? şaşırır tabi. Atar kendini dağlara kayalıklara.

2012/03/15

Çocukluğuma inmek lazım.



Diyolarki deli misin? Kafan mı iyi? Nerden geliyo aklına böyle abuk subuk mevzular, üstüne boya badana çekilmiş hatıralar?
Benimki çocukluktan gelen bişey aslında. 
Höyt diyince put kestiren bir babanız varsa, tam tamına 3 kardeşseniz, üstelik de aranızda ikişer yaş varsa yani eski toprakların deyimiyle doğumlarınız birbirine karışmışsa, bir çocuğun sadece koltuk tepelerinde zıplayarak mutlu olmadığını biliyorsunuz demektir.

Bide bu kadroya benzer yaşlarda kuzenleri dahil edin, oldu mu size koskoca bi müzikal grubu. Evet müzikal yanlış duymadınız.






Tabi o zamanlarda böyle bir sürü adı sanı belli olmayan popçu yok. Bi Kibariye, bi Orhan Gencebay bi Ferdi Tayfur :) Bülent Ersoy zaten her dönemin olmazsa olmazı. 
Şimdi bide 5 yaşında bir çocuğun arabesk söylediğini düşünün, mesela kibariye'den "Annem" gibi. Hah işte o çocuk ben oluyorum, orda bi dur :) 
Ben o şarkıyı her söylediğimde etrafımdaki en az 3 yetişkini ağlatmayı başarmış bi insanım. Hatta bunu oyun haline getirip gıcık olduğum misafirlerin yanında özellikle o şarkıyı söyler ağlatırdım. Bi çeşit intikam aracı:)
Kuzenim de benzer intikam aracı olarak "Emmoğlu" şarkısını kullanırdı ahaahaha :)) Şimdilerde kendisi ressam, sanatçı, özgür ruh, artık nasıl derseniz. Demekki çocuklukta yaşananlarla hiç alakası yok meslek seçimlerinin. Yoksa şu anda o kuzenimin Etlik-Keçiören dolmuş hattında çalışma ihtimali hayli yüksekti, üstelik de bayan olarak:)

Ama en komiği bu değil tabi, düğün salonunda "Oy tombulum tombulum, yoldan geldim yorgunum" şarkısını söyleyip onlarca insanı sahnede oynatmışlığım da var benim (evet yetişkinleri adeta parmagımda oynatırmışım o zamanlar). Alaylı ama yetenekliydim, bücür ama gururluydum, hiç gülmeyin:) 
Ama o zamanların insanları da ayrı bi mütevazıymış şimdi düşünüyorum da.. Kaç yetişkin, düğününde bacak kadar çocuğun şarkı söylemesine müsade eder ve bide üstüne bununla eğlenir coşarki? Bu sırada ben o şarkıyı söylerken bana eşlik eden piyanist şantör de annemin ilkokuldan müzik öğretmeni. Böyle de bir nesilden nesile geçme şeysi.. Annem de çok çığırtkanmış benim gibi, sürekli şarkı söyletirlermiş ona da okuldayken:) Hala da güzeldir sesi o ayrı.





 

Aklıma geldiğinde beni en eğlendiren şeylerden biridir kuzenlerle biraraya gelip, tabi buarada en büyüğümüzün yaşı 8 falan, büyüklerin yanında yabancı dil konuşuyo gibi yaptığımız zamanlar, ekseriyetle annane ve babannelerin yanındayken:) 
Küçük kuzen ve kız kardeşim bildiğin şakırdı. Bilmeyen doğma büyüme italyan sanır. Babannem "aferim yavrum ne güzel konuşuyosunuz öyle" diye desteklerdi, bunlar iyice gaza gelirdi. Benim italyancam çok iyi değildi ama. Ulan ben niye sadece türkçe biliyorum diye hayıflanıp hemen orda ispanyolca konuşmaya başlardım sular seller gibi.
Öyle de çılgınımdır :)















Bunları niye anlattım ben de bilmiyorum.
Şifon gömleğim, annane işi örgü yeleğim ve topuklu ayakkabılarımla her nekadar büyüdüğümü resmetmiş olsam da, şortumdaki hello kitty'lerle aslında içimdeki o manyak çocuğun hiç büyümediğini vurgulamaya çalışmış olabilirim bence.

Öyle yani.


Gömlek, Örgü yelek: Twist / Jean şort: Oysho / Ayakkabı: Nine West / Aksesuarlar: Koton

2012/01/09

Kırmızı duvar


Bütün bir haftasonu deli danalar gibi ordan oraya koşturup alışveriş yapan, yemek hazırlayan, film izleyen, kahvaltının dibine vuran, püre'sini seven, rüyasında adam öldüren ben.
Saat 23:00 itibariyle evdeyim, günlerden pazar!
"eveeet artık biraz da dinlenme zamanı" diyerek ayaklarımı uzatıp koltuğa, kucağıma da püreyi alıp yayılma moduna girdim, tam da mesaiye başlamama bikaç saat kala.
Sana kızmıyorum pazar, bilakis bu botları almama ve bu güzel kırmızı duvarı keşfetmeme vesile olduğun için bugün seni acaip sevdim, gel öpecem 


    







  

Şu pozu vermeyeli çok olmuş, eski günlerin anısına olsun:)

Oldu o zaman herkese benden çay, bide güzel haftalar.
Şaka maka çarşamba günleri de tatil olsa var ya tadından yenmez..

Bot: Giuseppe Zanotti / Deri tayt: H&M / Kazak: Twist / Çanta: Fabrika / Mont: Bershka