nerdeydim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nerdeydim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/06/18

Beypazarı kuruları


Şimdi sizin aklınıza Beypazarı kelimesini görür görmez birbirinden sevimli beyaz boyalı ve ahşap çerçeveli evler geldi biliyorum. Sırf bu yüzden şu harabeyle başliyim dedim konuya, ki anlaşılsın olaya farklı bi açıdan bakacağım. Beypazarı diye iki google'lasan milyon tane beyaz ev geliyo zaten, ne gerek varki şimdi onları burda bi yandan, bi sağdan, iki soldan göstermeye. Gir araştır azcık arkadaşım.

2012/05/09

Kapadokya da ne ola?


Bütün bir hafta ofis sandalyesi, bilgisayar, masa ve masanın üzerindeki bütün ıvır zıvırlarla yeterince haşır neşir olduktan sonra bünye 1,5 üstünden 2 günlük bir tatil yapınca neye uğradığını şaşırmaz mı? şaşırır tabi. Atar kendini dağlara kayalıklara.

2012/01/25

Little little in the middle.

Tutturmuşum illa Eyfel'i görücem iki haliyle de diye. Bi gece görüşü, bide gündüz yakından duruşu.
Tabiki düştük yollara. Git git bitmez. Ama neden bitmez bi sorun?
Adım başı gördüğü her otun püsürün önünde fotoğraf çektirmek isteyen bi minikkuş olursa yanınızda, o yolculuk bitmediği gibi çileye dönebilir sizin için. Ama yanınızda fotoğraf çekmekten hoşlanan bir Erman bulundurursanız ve o minikkuş da zaten sizseniz o zaman çok keyifli geçebilir işte:)


2012/01/23

Hop oraya, hop şuraya.

Ne giydim derdinden çok "acaba bu soğukta nereleri gezebiliriz, ayaklarımız nereye kadar götürebilir bizi, ay dur şurdaki Zara'ya da bakiyim, aaaaa burda da Burberry varmış" larla geçtiği için bu gezi, öyle grantuvaletlik bi post beklentisi olmasın, söyliyim de:)

Ha bide bir kez daha anladımki ben yediğini içtiğini öyle ballandıra ballandıra şahane fotograflarla anlatabilecek bi insan değilmişim. Bildiğin yiyiciyim ! 
Her gördüğü kapının bacanın önünde poz veren ben, yemeği gördümü bütün şartelleri indirip midesinden çalışan bi robota dönüşüyorum. Tam yemeğin ortasındayken de "tüh yaaa bunun da fotoğrafını çekemedik iyi mi!" durumu kaçınılmaz oluyo haliyle. 

İşte bu post da öyle bişi. Biraz müze, biraz kilise, biraz tablo, biraz kemirilmiş yemek, bol kaban-şemsiye-şapkadan oluşuyo, çok dikkat edin:)


Öhööömm şimdi rehberiniz konuşuyo, herkes buraya baksın bi. 
Şu arkamda görmüş olduğunuz beyaz kubbeli arkadaş Sacre Coeur tepesinin gözdesi olup, bizim parizyenlerin beyaz kilise dedikleri süper ihtişamlı bi kilise.

2012/01/22

Deneme bir ki, sesim geliyo mu?

Parmaklar birbirine yapıştığı halde ısrarla her yeri yürüyerek keşfedicem diye direten ayaklarım, 
soğuğa karşı direnen ve zaten vücudumda ilk kan çekilen bölge olan burnumla yanaklarım!
her alışveriş sonrası eklenen poşet sayısına ve hali hazırda yağmur yağma ihtimaline karşı sürekli gölge olarak yanımda taşıdığım şemsiyeye bağlı olarak güçten kesilmiş ellerim!

O kadar yazasım, o kadar her gördüğüm şeyi ordan anlatasım vardıki aslında.. 

Otel odama döndüğüm an bi yatağa bi laptopa bakıp, sonra adeta bir patates çuvalı edasıyla yatağa kendimi atıp, "azcık dinleniyim, sonra yazarım bişeyler" diye karar verdikten yaklaşık 10 dakika sonra ilk rüyanın içinde kendimi bulmam bir oluyodu! 



Şimdiden söyliyim sonra arıza çıkmasın:) uzuuuun bi süre Paris kusabilirsiniz:) Ama şu açıdan düşünün bide, önceden gidenler caddeleri sokakları kafasında tekrar canlandırcak, gitmeyenler gitmiş kadar olacak yada ilk fırsatta gitmeye karar verecek;) Tamam çok iddialı oldu, geri alıyorum bu paragrafı:) 

Biz Paris'i kışın ortasında, soğuğun göbeğinde olmasına rağmen çok sevdik özetle. 
Belki de tatili özlemişiz de Paris kısmı bahane..


bide yazardan naçizane dipnot: siz siz olun kayak tatili dışında her yere yazın gidin, buraya da. kilometrelerce keşfedilesi mesafeyi soğukla akraba çıkana kadar yürüyerek katetmek zorunda kalmayın, emi:)


oldu o zaman çalsın sazlar, hoşbulduk ^.^