tayt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tayt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/04/15

Çoğu zarar.


2012/12/13

Süspüs meselesi

2012/11/11

Bizdensin.


Tek başına yemeğe gittiğinde verdiği siparişin tamamını bitirirse garsonların onun hakkında "ulan amma yedi haa, hiç de öyle camış gibi durmuyo aslında dışardan bakınca" diye dedikodusunu yapacağını düşünüp, ayıp olmasın diye tabağın dibinde bikaç lokma bırakanlardan mısın?
Ya da renkli giyince ayrı, siyah giyince ayrı bi kişiliğe bürünenlerden misin?
Hele bide deri bişey giydiysen sanki sokağa çıplak çıkmışsın gibi kem kem bakan gözlerden mütevellit kendini bir Okşan gibi mi hissediyosun yoksa? (şimdi hemen adı Okşan olanlar üstüne alıncak ve carlayacaktır "sen ne demek istiyosun" diye, take it easy bebişim, teşbihte hata olmaz neticede)
Peki burnunu sildikten sonra mendile bakıyo musun kalite kontrol babında?
Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu aynı saniyede mi bitiriyosun?
ve de yerken şahane olan o dürümün lanet kokusunu elinden çıkarana kadar en az 23 kere elini yıkıyosun diimi?
Evlendikten sonra uzun bir süre evin bütün düz zeminlerini düğün fotoğraflarıyla donatmak gibi kalıtsal bi huyun var mı? Henüz evlenmeyenler için mezuniyet ve nişan fotoğrafları da bu gruba dahildir, bilginize.
Yöresel olan herşeyin hem turşusunu hem reçelini yapabilecek kadar çılgın bi yaradılışa mı sahipsin?
...
Belliki bizim topraklardansın. Şimdi sessizce elindekileri masanın üstüne bırak, şuraya otur ve biraz soluklan. Çay koyuyorum, içeriz.











  
   



Ceket: Zara - DIY (aslında o bir blüzdü, sonra ben onu önden kestim ve böyle bişi yaptım, çok iyi de oldu, çok güzel oldu bence -.-)
Gömlek: TopShop
Tayt: H&M
Bot & Çanta: Zara
Saat: Emporio Armani (Erman kolekşın)
Bileklik: Markafoni'den
öperim gözlerinizden :)

2012/05/09

Kapadokya da ne ola?


Bütün bir hafta ofis sandalyesi, bilgisayar, masa ve masanın üzerindeki bütün ıvır zıvırlarla yeterince haşır neşir olduktan sonra bünye 1,5 üstünden 2 günlük bir tatil yapınca neye uğradığını şaşırmaz mı? şaşırır tabi. Atar kendini dağlara kayalıklara.

2012/04/30

Başkalaşım















Tarihteki söylentilere biraz kulak kabartırsanız göreceksinizki Kleopatra aslında hiç de öyle söylendiği gibi güzel, alımlı, efendime söyliyim "bizim mahallenin bütün delikanlıları ona hastadır" türünde bir kadın değilmiş. Hani bu yeni halime bakıp da naçizane bir benzetme ihtiyacı hissederseniz diye söylüyorum. 
Ne küt saçlıymış, ne de pırasa gibi perçemleri varmış. Güzelliğin kenarından bile geçmeyecek kadar çirkin bir kadınmış.
Cazibe diye bişey var bildin mi? Hah işte bu kadında ondan bolca varmış. Bide üstüne şimdi zekayı ekle.
Ondan sonra gelsin krallar, komutanlar:)

Ama işte bende o yok biliyo musun.

O yüzden de kleopatradan ziyade daltonlara, hatta daltonlardaki Co'ya benzetebilirsin beni. Tarzı biraz daha oturmuş, araya neon katmış, biraz da saçlarına ahenk vermiş bi Co. Grubun en ufak tefek adamı olabilir ama hala en zekisi, gıcığı ve komiği olduğunu unutmayalım emi canım benim.

Oldu o zaman.

T-shirt: Oxxo / Tayt: Atlas pasajından / Ayakkabı: Converse'lerimin boğazını kestim ve yazlık yaptım. / 
Kolye: Koton / Çanta: CK / Saat: Armani / Saçlar: Peruk :P

2012/03/18

Eriyik Eymir




Eskiden ortaokulda milli güvenlik dersi vardı şimdi nerden geldiyse aklıma (bakın ortaokul diyişimden anladınız siz zaten eğitim sisteminin nekadar derli toplu olduğu bi dönemde okuduğumu. ilk, orta, lise filan, herşey yerli yerinde, gayet güzeldi) 

Düşün yani ortaokul yıllarındasın, yaş 12-13, ergenliğe giriş - bölüm 1, enerji tavan. Derste ayrı tenefüste ayrı kikirdeşme seansları. Hafiften bi benlik oturtma çabaları, öğretmene dayılanma süreçleri filan.
Böyle bi ortamda sınıfa jilet gibi asker üniformasıyla giren bi hoca, kafasında kepine kadar herşeyiyle asker bildiğin. Bi ciddiyet, bi resmiyet.  
Omuzda kaç yıldız olur, kolda kaç çizik olur gibi konular hayatımızın problemi olmuş. Ama yazılı sınavda hata yapsan eksik saydığın yıldız başına 1 puan düşük alıyosun. Yiyosa bide bunu gerçek hayatta yap demezler mi adama. 
Yanında koskoca tümgeneral duruyo (şu an ne sebeple tümgeneralin yanında olduğumuzu bilmiyorum, kim getirmiş bizi buraya, nerdeyiz biz?), adamın kıyafetine bakıyosun galaksiden hallice, yıldızından kuyruğuna herşey tastamam. Arada ekstra gökcisimleri bile var. Kalkıp adama albay dediğini düşün, olur mu ? 
Olmaz.



 

Hiç sevmezdi beni öğretmenim, o kadar kikirdek ve geveze bi öğrenciydimki.. 
Adam aslında çok ciddi bişeyler anlatırken biz tükrüğümüzü püskürte püskürte arka sıralarda gülerdik, neyse o güldügümüz şey.. Gerçi o yaştaysan eğlenmek için bi sebebin olmasına gerek de yok zaten.

Şimdi ben o hocamızı dinlemiş olsaydım hem matematiğim 5 iken milli güvenlik dersim 3 gelmezdi, hem de size sırasıyla bütün o karizmatik rütbeleri sayıyo olurdum. 
Sınıfımızda bi arkadaş vardı hiç unutmam. Bakın onu unutmuyorum çünkü çok komikti.
Tegmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbaşı olarak sıralardı. Tamam biz de dogru sıralamayı yapamıyoduk ama onun sıralamasında yanlış bişeyler olduğunu görebilcek kadar da konuya hakimdik. Yarbaşı nedir yaaa:)















Ama erkeklerin, askere gitsin yada gitmesin bakın ayırt etmiyorum, bütün erkeklerin, tıpkı tuttuğu takımın gelmiş geçmiş bütün futbolcularının isimlerini ezbere sayması gibi, bu rütbeleri şakır şakır yıldızına çizgisine kadar sayabiliyor olmasına da şaşkınlık ve hayranlık içinde bakmıyo değilim.


Bu arada konu başlığı ayrı, fotoğraflar ayrı, anlattıklarım apayrı telden çalıyo diye kafanız karışmıyodur işallah? Konu başlığı bulmak postun içini doldurmaktan daha zor da o açıdan :)


Görüşelim yine yaa.


Tayt: H&M / Jean gömlek: Topshop

2011/06/12

Geleneksel İnnova pikniği

Bugün çocuklar gibi şen olma ve oldurma günü w/


Sevgili şirketimizin düzenlemiş olduğu hoşgeldin yaz ve herkesle toplaşma konseptli piknikteyiz bugün. Herkes piknik alanını doldurmadan ve bebeler parkı basmadan önce biraz poz vereyim dedim gönlümce.


Geçen sene de burda piknik yapmıştık ve yine hayran kalmıştım bu yeşil boyalı ahşap idüğe (idük: kız kardeşimle tanımlayamadığımız cisimler için kullandığımız bi tabir)


Şapkamı şuraya bırakayım da iki nefes alayım çimlerde, ondan sonra gözüme kestirdiğim bi oyuncak var, hemen yanında almak istiyorum soluğu.



Şimdi sıkı durun sizlere ata sporumuz olan(?) Rodeo adım adım nasıl yapılır, Rodeo nasıl bir spordur, vücudumuzun hangi bölgelerini çalıştırır ve rezil olmamak açısından Rodeo'yu kaç kişilik ortamlarda yapmak gerekir.. gibi bir çok sorunun cevabını vericiim. Buyrun..

Adım 1: Önce ayakkabılar çıkarılır ve biraz önce kafadan çıkarılmış olan şapka geri takılır tam bir Rodeocu havasına bürünmek amacıyla :)


Adım 2: Bikaç ufak hesaplama sonucu boğanın üzerine çıplak ayakla nasıl çıkılacağına karar verilir ve önce sağ bacak gelişigüzel bi şekilde karşı tarafa fırlatılmak suretiyle küt diye boğanın üzerine çıkılır.


Adım 3: İşin en can alıcı kısımlarından birine geldik. Yalnızca poz vermek amacıyla aksesuar olarak kullanılmak istenen Rodeo boğası birden hareket etmeye başlarsa ne yaparsınız? Saniyeler bile çok önemli bu noktada, hemen sarılın ordaki halata. Yoksa olacaklardan kimse sorumlu değil, bi kere çıktınız oraya.


Adım 4: Pes etmeyin! Madem sizi boğanın üzerinde gören amca "Play" tuşuna bastı, o zaman siz de üzerinde kalabilmek için direnin. Bacaklarınızla sıkı sıkı sarılmak suretiyle ve eller mutlaka halata kenetlenmiş bir şekilde direnin (size akıl veriyorum ama ben hala tutamamışım halatı o sırada)


Düşmemek için bacaklarınızın nasıl kasıldığını ve korku çığlıkları atarken karın kaslarınızın nasıl çalıştığını hissedin :)  Şaka değil son derece ciddiyim. Bunlar çok faydalı notlar, not alın ;)

Bir de bu sporu yapmaya karar verdiyseniz gerçekten ve yok efendim ben hayatta düşmem o şeyin üstünden diyemiyorsanız, o zaman kimselerin sizi göremeyeceği bir zamanda yapın bunu. Zira ben kalabalıkta yaptım ordan biliyorum. Ama şunu da belirteyim, amcanın söylediğine göre o boğanın üzerinde şimdiye dek benim kadar uzun süre kalan birisi olmamış w/ 
Hiç düşmedim, ama ödül falan vermediler, anlamadım ne biçim iş. O kadar dakika boşuna mı ordan oraya savruldum durdum?



Adım 5: Boğayla vedalaşın ve aşağı inin. Daha sonra üzerinize çekidüzen verin. Yerinden oynamış olan aksesuarları tekrar eski yerlerine oturtun, gözlük ve şapka gibi.


Adım 6: Bütün kaslarınız kasım kasım kasılırken artık yürümek yerine uçabilirsiniz, bir kuş kadar özgürsünüz. 
Tabi iner inmez ne kadar heyecanlı ve eğlenceli olduğuna dair sevdiceğinizin kafasını şişirme hatta arada onu da rodeo yapmaya ikna etme çalışmalarına başlayabilirsiniz :)




Piknik için bu jelly ayakkabıları seçerek ne kadar iyi bişi yaptığımı farkedince kendimi kucaklamak istedim. Hopladım zıpladım. Çocuklar gibi şendim, evet bugün pikniğin delisi bendim :)


Bugünkü fotoğraflarımı ayıramadım bu iyi bu kötü diye. Nerdeyse hepsini paylaşıyorum sizlerle, siz de eğlenin diye.

Fotoğraflar için canım kocama öpücükler, ver bi yanak bakiyim ^_^