kazak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kazak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/04/15

Çoğu zarar.


2013/03/05

Üşüyebilir çünkü.

2012/04/06

Tipitip



  


Ya aslında artık fotoğraf aralarında bişey yazmıyorum kafa karışmasın diye ama buna yazmazsam ölürdüm. Poz verirken ya da karşındaki fotoğrafını çekerken farketmiyo da insan, niyeyse bilgisayara aktarınca çıkıyo bütün pislikler ortaya:) 
Misal ben o bankta gerine gerine oturmuşum, suratımda pişkin bi ifade, ama arkadan kafama çarpmak üzere olan bi uçak görüntüsü varki bu görüntü Ermanı hiç rahatsız etmemiş. 
Benzer şekilde, patatesi toprağa taze ekmiş tarladan gelmiş gibi toz toprak içindeki çoraplarım da detaylı bakınca anlaşılıyo. Bide çamurlu topuklarım. 
Ne kadar detaycısınız arkadaşım yaaa, görmeyin onları, büyük resme bakın rica ediyorum:)









Bazı insanlar vardır, böyle ağzının ortasına indiresin gelir iki tane. Çok yumuşak başlı görünür teoride, allahım o ne kadar iyi, ne kadar uyumlu bi insandır! Ama iş pratiğe gelince anlarsın aslında ne tür bir yaratık olduğunu. İçten pazarlıklı, onda var da bende niye yokçu, hepbanacı, ikiyüzlü, nalet bişeydir. Aman diyim uzak durundur.


Sonra başka bi insan modeli vardır, herşeye müdahil, her konuda fikri olan. Hiçbir halta yaramayan ama her cümlede adının geçmesini bekleyen. "Aaaa ben onu çok iyi biliyorum, üç kere görmüştümki" cinsi bu tür canlılar aslında o şeyi hiç görmemiştir, ama fikri vardır. Kıyamam ben o tiplere. Özgüvenlerinden ötürü de bi alkış alalım bu arkadaşlarımız için. Hadi amaaaaa.


Kimisi de allahın garibidir. Ne dersen kabulüdür, itiraz etmeye oyunbozanlık yapmaya gerek yoktur. Kafama vur ekmeğimi al diyen bu kutsal insan modeli bir o kadar da sıkıcıdır. İnsan herşeye sen bilirsin, sen nasıl istersen, siz neresi derseniz bana uyar gibi cevap verir mi, bu nasıl bi gevşeklik, bu nasıl bi kendini bilmezlik, kendinden geçmişliktir. Biraz sert ol kardeşim, kalıbının adamı ol. Gören de seni taş fırın/eli maşalı sanır.
Aklıma gelmişken: bi insan başka bi insanın ekmeğini almak için neden kafasına vurma gereği duyarki. Canın ekmek çekmiştir, anlarım. Ama adam gibi iste, o zaten verir. (Burda ekmeğini diğer sokak çocuklarıyla paylaşan sezerciği düşün. Herkese dağıt, kendine bişey bırakmamaya dikkat et. Aman diyim aç kal ama başkalarını sevindir, böylesi makbul şimdi. Görüyomusun adam aç ama her yere hayır yapıyo desinler, bağırlarına bassınlar seni.)


İnatçılar da adamın iflahını kurutur. Hele bi konu hakkında fikri varsa ve sen aksini iddia ediyosan ondan uzak durcaksın, bulaşmıycaksın. Hıhı tamam canım, aynen senin dediğin gibi, o papatya kırmızı, o yelek değil süveter, onlar halka değil fil gibi..


Bide benim en sevdiğim insan modellerinden biri (şimdi böyle kategorize edip insanlar beşe ayrılır gibi bi yaklaşım içinde olduğumu düşünmeyin, son derece hümanistim ben, adam seçmem, bu konuda hassasım) kahkahasıyla ortamı şenlendiren, çok konuşup konuşmaması mühim değil ama konuşunca bi kelimesiyle bile güldürebilen, kısacası güneş enerjisiyle çalışan insan modeli. 
Bu kişilerin desibeli de yüksektir dikkat ettiysen. Hahayyytttt diye bi kahkaha atarki sen öteki sokaktan duyarsın o Aynur teyzenin kahkahasını. Cazgırdır. Lafı kodumu oturtur yada gediğine oturtur nasıl tercih ederseniz artık.
Mahallenin en agresif, yanına yaklaşılamayan adamına çatır çatır laf sokar, çekinmez. Kocasına lafını geçiremeyen, annesinden arkadaşlarında kalmak için izin koparamayan, babası sahilde bisiklet sürmesine izin vermeyen(burda biraz kendimden bahsediyo da olabilirim, nolmuş) ne kadar mahalle üyesi varsa hepsinin sorununu höyt hüyt usulü çözer o aynur teyze. 
İyiki vardır öyle insanlar.


O diil de yeni nesil gençlik kahkaha atmayı bile beceremiyoki arkadaş, nerde kaldı bunlardan bi sebahat abla, bi eşref abi yaratmak, bi şen kahkahasıyla bütün apartmanı ayağa kaldırmasını beklemek.
Elimizdeki aynur teyzelerin, fikret ablaların kıymetini bilelim, henüz hayattalarken güneş enerjisini nasıl kahkahaya çevirdiklerini ve su böreğinin püf noktalarını öğrenelim derim.


Kazak: H&M çocuk / Etek: Batik / Ayakkabı: Flo / Çanta&Saat: Guess 



2012/03/04

Ivır zıvır











El blenderının garanti zamazingosu,
harddiskin bağlantı zımbırtısı,
kemer deliği açmaya yarayan edevat,
şarj hedesi, 
kablo toplama hödösü.
Hiç bakmayın öyle, gayet iyi biliyosunuz nelerden bahsettiğimi.
İnsan dediğin bi ilginç hayvanat aslında. Kendine ait bir dili ve kullanabileceği milyonlarca kelimesi hali hazırda duruyoken, o ille de kendi uydurduğunu kullanır, öğretir, herkese kullandırır. 
Sonra bi bakmışsın artık hayatımızda zamazingo diye bi kelime var. 
Tanımla deseler tanımlayamayız, ama "ay o kelimeyi nasıl kullanırımki şimdi ben" diye düşünmeden zort diye cümle içinde kullanırız. 
Adaptasyon sorunumuz yok, şıp diye alışıyoruz.

Öğrenme meraklısı ve gördüğü herşeyi "mune" diye soran çocukların ebeveynlerinin ne yaptıgını merak ediyorum en çok da.

Çocuk eline şarj aletini almış .
-mune?
-Yavrum o şarz aleti (düşün yani, daha şarj bile diyemiyo).
-şarz ne??
-Telefonu çok kullanınca hani şarzı biter ya, işte o.
-niye bitiyo şarzı???
-çünkü bunun şurdaki zamazingosunun bi ömrü var çocuğum (bataryayı göstererek).
-zamazingosuz çalışmaz mı şarzı???? (dikkatinizi çekerim, soru işaretleri katlanarak geliyo)
-hayır yavrum, bu zımbırtıyı çıkarırsan bu telefon çalışmaz. Ama sen şimdi böyle ıvır zıvırları öğrenmek için çok küçüksün.
..

Konuyu toparlayamıycam sanırım, burda kesiyorum. Zaten anladınız ne demek istediğimi.


O vakit haftanız güzel, günleriniz sıcak, işleriniz yolunda olsun bebeklerim benim.
Öpmüştüm diimi?


Kazak: çoooook eskilerden, ona vintage bile diyebiliriz / Şort: Polo Garage / Jean Gömlek: Zara (Erman kolekşın) / Ayakkabı: Asos / Çanta: Zara / Saat: Guess / Kolye ve bileklikler: Koton

2012/02/03

Üçü bir arada.


Biri, yıllardır tanışıp nedense pek yanyana gelemediğim, neredeyse tamamen aynı gardroba sahip olduğum, zevkler renkler bi yana hayatı yaşayış şekliyle bile kendime yakın hissettiğim, zeki ve bence bu sebeple de komik insan Funda:)

Diğeri, henüz yeni tanışmış olmama rağmen sanki zaten yıllardır tanıyomuş gibi hissettiğim, bıcır bıcır, neşe dolu, kız çocuğu gibi oturup evcilik oynamalık, evlat gibi bağrına basılası insan Sevgi:)

Biz bugün "3 geveze 1 saatte ne kadar konuşabilir" sorusunun cevabını hakkıyla verdik.
iyiki de bir araya geldik ^_^





Güzel kızımız Funda, siz zaten onu birbirinden güzel fotografları ve yazılarıyla My Lifebook blogundan tanıyosunuz. Bide ben söyliyim garanti olsun;)


Nasıl poz vereceğine bıdı bıdı konuşmaktan bi türlü karar veremeyen DIY kraliçelerinden biri olarak gördüğüm ve hepinizin de yakından tanıdığı LaVieEnRose blogunun şirin sahibesi Sevgi hatun.













Uzun zamandır bana saçını topla diyen sevgili arkadaşlar için gelsin sıradaki parça.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, 
bi küçük beslemeye doğru gidişhat, her an bi vattaşivaya bağlıycak japon bebesi halleri görmüyo musunuz bende? 
yoksa sadece bana mı öyle geliyo allasen.

2012/01/10

İşte öyle birşey


Atlantic-pasific'te gördügüm ilk günden beri rengine hayran olduğum, benim de olsun istediğim ve ansızın karşıma tıkış tıkış olmuş askılar arasından çıkan ve güneş gibi parlayan sen, mor pantolon! 
Bişeyi çok istersen olur derler, tıpkı bi insana kırk kere deli dersen deli olur örneğindeki gibi.

Ama çok istersen olur örneği bazılarında işe yaramaz. Evrene münasip bir dille göz kırpıp, gerekli parametreleri ve koordinatları verip, sonrasında bu çabanın meyvesini yemek de en az "bu benim olmalı, mutlaka onu almalıyım" diye kırk kere söyleyip ona sahip olmak kadar keyiflidir.

Ha beni soracak olursanız, ben genelde evrenle arama kimseyi sokmam, çaktırmadan mesajı veririm mor pantolon örneğindeki gibi. Tabi o sırada yanımda biri varsa ve sesimi duyarsa da ne ala:)
Aramızda öyle garip bi ilişki varki evrenle, bazen de önce hüsrana uğratıp sonra "şakaaaaa" diye  güldüğünü hissediyorum bana bakarak.






Püre'yi sahiplenmeden önce tam da bu olmuştu mesela.
Dişi olsun, scottish fold olsun, top kafalı sevimli olsun, tüy dökmesin bilmem ne.. gören de eve biblo alıyorum sanır, şekilci gibi görünmek istemem! naif duruşu, karakterli oluşu ve tüy dökmemesi açısından scottish foldlar tam benim evde bakabileceğim türdendi. Yoksa kedilerin hepsini ayrı bi seviyorum *,* ama ille de dişi olsun istiyodum. Püre'yi annesinin hamileliginden beri bekliyodum taşıyıcı anneyi bekleyen ebeveynler gibi. Doğduktan sonra hepsi erkek dediler ve 3 hafta boyunca yas tuttum evde. Sonra bigün güzel haber geldi, 4 kardeş arasında aslında bitanesinin dişi olduğu ve yalnızca onun scottish fold olduğu söylendi *.* 
İşte bu da evrenin bana güldüğü kısım oluyo tam olarak:)

Önce kaybettim, sonra buldum yani ;)













Demem o ki, elinizdeki şeylerin kıymetini bilin, insan, hayvan, eşya ne olursa olsun.
insansa iki çift güzel söze, hayvansa biraz ilgiye okşanmaya, eşyaysa da en azından düzgün bir şekilde katlanıp gardroba kaldırılmaya ya da düzenli olarak tozunu alıp parlatılmaya ihtiyacı vardır mutlaka.


O zaman film tadında olsun haftanız;)

Pantolon&Kazak: Koton / Mont: Mango / Bot: Beta / Saat: Emporio Armani / Şal: H&M 


Sevgililer gününde romantik bir gün geçirmek isteyenler Beyaz Ev Ağva çekilişine şurdan katılsın bence;)