yağmur botu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur botu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/12/23

Van Gogh haklı beyler.

2012/04/16

Mimlenmek güzeldir:)





Mankenlerin tuvalete gitmediğini düşünenler var mesela. Büyüsünü bozmak istemiyolar besbelli. Yediklerini kendi içinde bi şekilde küçük moleküllere ayırıp adeta pembe bir toz bulutu gibi uyurken kulaklarından burun deliklerinden falan çıkardıklarını düşünüyolar sanırım. Bunlar, tıpkı dünyalar güzeli bi bebeği severken mutlu olup, onun aslında arka planda sepet sepet bez doldurduğuna, yediğini kustuğuna, sürekli pırtladığına inanmayan arkadaşlarla aynı kabileden. 
Bişey güzelse güzeldir arkadaşım, büyüsünü hiçbişey bozamaz onun. Bozuluyosa o senin çürümüş patates beyninden kaynaklanıyodur. Bi silkelen kendine gel derim ben.
Ha bunu neden paylaştım bilmiyorum, yazarken aklıma geldi söyliyim dedim, paylaşım olur dedim.
Esas konumuz o pek hazetmediğim mimlenme konusu. Bizim çatlak reyhan eğlence olsun demiş, saçma sapan sorularla beni başbaşa bırakmış, sağolsun. Burdan kendisini öpüyorum. 
Evet soru-cevap şeklinde hızlıca ilerleyelim o zaman. Akabinde küçük bir quiz yapcam ona göre dikkatle dinleyin, not alın.




1. Yemek olsan ne yemeği olurdun?
Tabiki zeytinyaglı taze fasülye! Hem sıcak güzel gider, hem soğuk, ister ekmekle ye kütür kütür, ister yanında çay iç. İster yazın ye, ister dizine battaniyeni serip kışın ekmeği suyuna bandıra bandıra ye. Kız zeytinyağlı fasülyeden bahsediyoruz, onu sevmeyen var mı çok pardon ama?


2. Müzik aleti olsan hangisi olurdun?
Kanun olmak isterdim. Bi türlü çalamadım, bari olayım. Nasıl güzel gider özellikle de çakır keyif kafalarda kanun eşliğinde söylenen şarkılar, yenilen yemekler, yapılan sohbetler. İlla sarhoş olmaya da gerek yok, o devreye girince zaten otomatikman bi sarhoşluk hali baş gösterir bedeninde ve ruhunda. Tellerimle baş döndürmek isterim. 


3. Araba olsan hangisi olurdun?
Marka bağımsız söylüyorum, şöyle yol tutuşum iyi olsun, gaza bastınmı böyle koltuğuna yapıştırsın, keyiften kontağı kapatıp inesi gelmesin sahibimin. Maksat sadece ayağımızı yerden kessin değil diye düşünüyorum ben:) Şimdi lütfen burdan +18 anlamlar çıkarmayın, şu an arabayım ben, koyuna odaklanalım:) ama isteyenler konuya da odaklanabilir tabi, herkes serbest. 


4. Aylardan hangisi olurdun?
Tabiki temmuz. Terden vıcık vıcık olmaya ramak kala, ağustosun dibinde, hazirandan daha yüzülebilir, oooo daha temmuzdayız, ağustos var eylül var gibi kendimizi bol bol yazın bitmeyeceği konusunda içsel olarak rahatlatabileceğimiz ay. Temmuz olayımki herkes dört gözle gelmemi beklesin, herkes bana göre plan program yapsın. Herkes üzerine rahat bişeyler giysin benim için ahaahaha:)






5. Ayakkabı olsan hangisi olurdun?
Babet olurdum, minicik turşucuk. İster çoraplı giysin ister çorapsız, herşeyle uyarım. Hem bikere rahatım. Güzelliğinizden ve şıklığınızdan taviz vermeden gayet rahat yürüyüş yapabilir, dans edebilir, düğüne gidebilirsiniz. Beni giyin:)


6. Kıyafet olsan hangisi olurdun?
Tabiki babanne hırkası olurdum. Hani böyle kahverengi tonlarında olur, puf puftur, sıcacıktır, kocamandır. Hah işte o olabilirim. İçini ısıtan, güven veren, enine örttüğün zaman ayak parmaklarına kadar heryerini kapatabilen adeta bir battaniye gibi. Ne zaman Samsun'a gitsem o duyguyu hissederim. Anne babanın kanatları altında bulunmanın verdiği rahatlık, sorumsuzluk, huzur ve de güven. İşte bir hırka nelere kadir görüyosunuz sayın okuyucular. Hemen bir babanne hırkası edinin, gerisini düşünmeyin ;)







7. Renk olsan hangisi olurdun?
Pembeyim ben. İçimde pembenin her tonu vardır. Bazen uçuuuuk bir pembe olur bendimi çiğner aşarım. Bazen çingene pembesi olur kafa şişirir, beyin ütülerim. Bazen şeker pembesi olurum, allahım o nasıl bi tatlılıktır öyle ^.^ Ya da bi bakmışsın kopkoyu bi pembeyim, içim kıyılmış, beklemekten rengi atmış reçele dönmüşüm.
Ama neticede pembeyim yaa, ne kadar kötü olabilirimki. Yerim beni yer 




8. Hayvan olsan hangisi olmak isterdin?
Tabiki ev kedisi. Yediğim önümde, yemediklerim tüylerime yapışmış bi şekilde evin içinde istediğim gibi böğüre böğüre gezmek, yeme-içme-boşaltım-uyku dörtgeninde yaşarken arada en sevimli hallerimle anneme babama ballarımdan yedirmek, onlarla saklambaç oynayıp canlarını çıkarmak, türlü sevimliliklerle istediğim herşeyi herkese yaptırabilmek isterdim. Teşekkür etmek için sırt üstü yatıp göbüşümü göstermem yeterli üstelik, hayata gel ^.^


9. Şu an okuduğun kitabın 137. sayfasında neler var?
Şu an okuduğum kitap yok ama taze bitirdiğim bi kitabım var, "Şahane Hatalar". Tahmin ediyorumki 137. sayfasında kesin ben rahimağzı kanserinden ölmek üzere olan ve eşi tarafından çok sevilen bir reprezantım. Yada uyuşturucu bağımlılığından sonra kendini dine adamış bir rahibe olarak kötü adamları öldüren bir tarikata üye olduğum kısıma denk geliyo da olabilir 137. sayfa. Ama her halükarda ölüyorum orası kesin.


Şaka gibi bir mimin daha sonuna gelmişiz hiç söylemiyosunuz.
Gidiyim o zaman ben, patronumun banka hesabında biraz daha fazla parasının olması ve daha güzel ülkelerde tatil yapabilmesi için para kazanmam lazım. Kalın sağlıcakla.

2011/10/03

"Miş gibi"


önce bir dipnot verelim; fotoğraflar biraz çamur gibi evet. bide Ju'mun dediğine göre f değeri yüksek çekmişiz fotoğrafları. o yüzden de net-flu olayı yok:(
fotoğrafları o çekmeyince hep böyle bi eksiklik ve eziklik yaşıyorum.
 ofisten kaçıp 5 dakkada ne yapabilirizin derdindeyiz biz aloooo(burda eşe sitem var)! nerden bilebilirdikki f neymiş, neresine ne ayar çekmek gerekirmiş!

Peki miş gibi yaşamakla ne alakası var şimdi bu postun?
demezler mi adama.



Yazın ne ara geldiğini farkedemeden gidişini izlemek ve yaz bitmemiş gibi çıplak bacaklarla gezmeye direnmek.

Bütün gün ofiste saatlerce masa başında oturup yorulmamış gibi pozlar vermek ve bunun her dakikasından keyif alabilmek.

Yağmur yağabilirmiş, her yer çamur içinde kalabilirmiş gibi en yağmurluk çizmeleri giymek. Ama illa renkli olcak, önkoşul bu:)

Ofiste çalışıyormuş gibi yapıp arada bloguna girmek ve gelen her bir yeni yorum için ayrı olmak suretiyle kalbi küt küt atmak.

Sanki hiç giyecek kıyafeti yokmuş gibi "Ama o bana çok lazım, kesin şunla birlikte giyerim, hiç olmadı şöyle kombinlerim" gibi sözlerle önce  kendini ikna edip, sonra hiçbirşeyi gardroba sığdıramamak.

Topuklu giyebiliyomuş gibi görünüp platformun ve dolguların arkasına sığınmak.

Toplantıda can kulağıyla dinliyomuş gibi yapıp acaba o ayakkabıyı yeşil eteğimle giysem nasıl olur diye aklından geçirmek, ama ciddiyetinden taviz vermemek.

Sayabileceğim o kadar çok şey varki hergün miş gibi yaptığım, bazen bilerek, bazen farkında bile olmadan.


Mesela şu yukarda görmüş olduğunuz minikkuş, harikalar diyarındaki Alice görünümlü tam zamanlı teknokent insanı!
Yani diğer bir deyişle, 
Alice'miş gibi hisseden ve poz verirken ODTÜ'nün otları arasında bile kendini mutluluktan kaybedebilen insan suretli kuş :)



Sanki dünyayı kurtarmış da madalyon kazanmış gibi poz vermek:)





Balon elbisesiyle her an havalanıp uçacakmış gibi mutlu olmak.


Botlarıyla uysun diye pembe gülün yanına gidip poz vermek ama cami avlusu konseptinden kurtulamamak! buraya mişli bişi bulamadım:)


Ve son fotoğrafta farkettiğim üzre, yemek yiyomuş gibi yapıp aslında üstüne başına dökmekten öteye gidememek (bakınız: elbisenin etek ucu)

Dudağımdaki uçuğum ve eteğimdeki çorba lekesiyle doğal bi çekim olsun istedim :)

oldu görüşürüz o zaman;)