bileklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bileklik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/04/24

Meraba ben çok iyimser.

2013/03/21

Soldan soldan gelir bazen.



Hep kendimden bahsettiğim, arada siyasetten ve tarihten filan da bahsetmemin renkli olacağı yönünde yorumlar geliyo bazen. Tabiki hoş görüyorum (sonuçta burası bi tartışma programı:P ).

2012/11/11

Bizdensin.


Tek başına yemeğe gittiğinde verdiği siparişin tamamını bitirirse garsonların onun hakkında "ulan amma yedi haa, hiç de öyle camış gibi durmuyo aslında dışardan bakınca" diye dedikodusunu yapacağını düşünüp, ayıp olmasın diye tabağın dibinde bikaç lokma bırakanlardan mısın?
Ya da renkli giyince ayrı, siyah giyince ayrı bi kişiliğe bürünenlerden misin?
Hele bide deri bişey giydiysen sanki sokağa çıplak çıkmışsın gibi kem kem bakan gözlerden mütevellit kendini bir Okşan gibi mi hissediyosun yoksa? (şimdi hemen adı Okşan olanlar üstüne alıncak ve carlayacaktır "sen ne demek istiyosun" diye, take it easy bebişim, teşbihte hata olmaz neticede)
Peki burnunu sildikten sonra mendile bakıyo musun kalite kontrol babında?
Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu aynı saniyede mi bitiriyosun?
ve de yerken şahane olan o dürümün lanet kokusunu elinden çıkarana kadar en az 23 kere elini yıkıyosun diimi?
Evlendikten sonra uzun bir süre evin bütün düz zeminlerini düğün fotoğraflarıyla donatmak gibi kalıtsal bi huyun var mı? Henüz evlenmeyenler için mezuniyet ve nişan fotoğrafları da bu gruba dahildir, bilginize.
Yöresel olan herşeyin hem turşusunu hem reçelini yapabilecek kadar çılgın bi yaradılışa mı sahipsin?
...
Belliki bizim topraklardansın. Şimdi sessizce elindekileri masanın üstüne bırak, şuraya otur ve biraz soluklan. Çay koyuyorum, içeriz.











  
   



Ceket: Zara - DIY (aslında o bir blüzdü, sonra ben onu önden kestim ve böyle bişi yaptım, çok iyi de oldu, çok güzel oldu bence -.-)
Gömlek: TopShop
Tayt: H&M
Bot & Çanta: Zara
Saat: Emporio Armani (Erman kolekşın)
Bileklik: Markafoni'den
öperim gözlerinizden :)

2012/10/23

Gülün bakiyim



Çocukken herkesin kardeşiyle yada arkadaşıyla gülme krizine girdiği, bu krizlerin ebeveynleri delirttiği, en olmadık anlarda ortaya çıkan ve özellikle de yasak olduğu bilindiği durumlarda volümü yükselen bu gülme krizlerinin bizi ne zor durumlara soktuğu olmuştur. Hayır hayır hiç kıvırmayın, biliyorum hepiniz güldünüz bi şekilde, babanızın kafasındaki iplik parçasına yada süt içerken dilinizin yanmasına yada incir yedikten sonra yapış yapış olan ellerinizi birbirinizin yüzüne sürmelerinize. Yani mutlaka abuk subuk şeyleriniz oldu sizin de gülmek için.
Kız kısmısı gülmez,
ayyyy çok güldük bugün, başımıza bişey gelmese bari,
şşşşş herkes bize bakıyo az sessiz gülsene yeeaaa
gibi saçma sapanlıkların etrafımızı sardığı bi dünyada büyümemize rağmen biz ota boka herşeye gülmeye devam ettik.
Ama ne zamanki büyüdük, zamanında bize çok kikirdediğimizde çimdik atan insanlara döndük. Mahalle baskısı diye bişey öğrendik. Sesli gülmek ayıp oldu, hele bide diş göstererek gülüyosan yollu bile olabilirsin, durum o kadar vahim yani!

Elin budisti kalkıp tedavi amaçlı gülme meditasyonları yapar, gülmenin bi yaşam biçimi haline gelmesi için adamlar orda kıçlarını yırtar,
biz hala bugün çok güldük, kesin bişey olcak derdindeyiz..
Halbuki gülünce serotonin salgılarız. Yani bir dakikalık kahkaha = on dakika kürek çekmek
Gülerken ortaya çıkan endorfinlerin romatizma, kas spazmı gibi ağrıları hafiflettiği de bilimsel olarak kanıtlanmış.
Solunum sistemimiz güçleniyo ve vücudumuza daha fazla oksijen giriyo. Tabi bunun için gerine gerine gülmek lazım. Eliyle ağzını kapatıp kıs kıs gülenleri almıyoruz bu gruba. Onları, katıla katıla gülme seanslarına yolluyoruz budistlerin yanına. Adamlar her gün elele tutuşup önce az sesli gülerek başlıyolar tedavi dedikleri bu seansa, sonra ses giderek artıyo ve herkes yerlere yatarak gülmeye başlıyo. 
E zaten kahkaha bulaşıcı bişeydir. Hiç gülesi olmayan adamın bile gülesi gelir yanında birisi katılarak gülerken:)

















  




Demekki neymiş,
yok gülünce gözlerimin kenarı buruşuyo,
yok ben çok çirkin oluyorum,
aman yanaklarım sarkıyo bilmem ne gibi bahanelerle, hali hazırda ağzımıza kadar gelmiş kahkahayı geri göndermiyomuşuz. Basıyomuşuz en seslisinden. 
Tabi herkes kahkaha atamayabiliyo, misal ben. Şebelek gibi sürekli gülen bi suratım olmasına rağmen malesefki bi Sebahat abla kahkahasına sahip değilim. Onun yerine ııhıhıhıh, kihkihkih gibi kendi çapımda gülüşlerim var. Olsun o da yetiyo bana. Neticede karın kası yapıyo mu? yapıyo, mutlu oluyo muyum? oluyorum. Gerisi tırt!

Öperim hepinizi bayram şekerlerim benim. 
Bu bayram bol gülmeli komikli şakalı olsun herkese. Yüzünüz kırış kırış olsun, o derece :)

Çok önemli bi dipnot: Gülmek gibi gülümsemek de işe yarıyo, onu da yapabilirsiniz. Ben gülemiyorum diyenler bide gülümsemeyi denesin, sonuçları paylaşsın benle:P

Sweat: Energie
Jean: Mango (Ben yırttım her yerini:P)
Ayakkabı: Yargıcı
Gözlük: Marc By Marc Jacobs
Saat: Emporio Armani

2012/10/18

Eti senin kemiği benim olsun.


Leopar deseni görünce aklıma ilk gelen isim Banu Alkan. Banu Alkan diyince de aklıma gelen tek şey 90-60-90. Onun zamanında ölçü birimleri mi farklıydı, nasıl oldu bilmiyorum ama bu kadın hiçbir zaman, değil 60 santim, 90 santimlik bel kıvrımına bile sahip olmuş olamaz. Ama o dönemler niyeyse balık et makbul, ne kadar butluysan o kadar iyi, Banu da haliyle seksilik rekorları kırıyo. 
Günümüzde 90-60-90 demek incecik bi bel demek, minik bi toto demek. Burda Banu Alkan'ı üzerinde çarpı işareti olan "tehlikeli madde" olarak düşünebilirsiniz. Kim çıkardıysa bu etliden kemikliye geçiş modasını, kabak hepimize patladı!



Bu aralar kilo alma, verme, yağlarla arada duygusal bi bağ kurma, spor yapmaya üşenme ve bunun gibi daha biçok şeyden muzdaribim. Ve evet eski türkçe kullanmayı çok seviyorum.
Psikolojik midir, sosyolojik midir, psişik midir ne halttır bilmiyorum ama, bu yediğine içtiğine dikkat etme olayı hakkaten işe yarıyo yada bana öyle geliyo. Mesela günlerce tam tahıllı buğday ekmeği diye bildiğin ekşi mayalı köy ekmeği yemişim. Ama nasıl lezzetli, nasıl güzel. Pasta gibi yiyosun bikerede bikaç dilimi. Ki bu durum, benim gibi yemekten çok ekmek yiyenler için oldukça sakıncalı bi durumdur. Ben de güya sağlıklı besleniyorum diye seviniyorum filan..
Gel görki sayın seyirci, ben o ekmeği yediğim haftanın sonunda 1 kilo verdim. Tabi bunda öküz gibi yemeyi bırakıp dozunda yiyip sofradan kalkmaya özen göstermiş olmamın da etkisi olabilir.
Amaaaa, nezamanki kendimi ödüllendircem hesabı bikaç porsiyon kebap ve pideyi araya soktum, zort diye o kiloyu geri aldım. Zaten o kilolar sen verdikten sonra arafta bi yerlerde takılıyo ve her an senin onu geri çağırmanı bekliyo. Böyle bi fırsatı kaçıracak kadar aptal değil.

Demekki neymiş? Her nekadar yaşlanınca önden müzelik olacağını bilsen de, arkadan liselik görünmek istiyosan sporunu da yapcaksın, boğazını da tutcaksın, midendeki öküzü de kurban bayramını fırsat bilip keseceksin. Buda kendime ve benim gibilere öğüdümdür. Siz de şahit olunki sonra kıvırma şansım olmasın.

Bide naçizane önerim, aldığınız her bir kilonun 4 paket margarine eşit olduğunu düşünün. Mesela 3 kilo aldıysanız belinize yada totonuza 12 tane margarin sardığınızı, hatta ve hatta o 12 paket margarini ısıra ısıra yediğinizi düşünün. Böylesi çok daha tiksinç oluyo ve işe de yarıyo;) 












Sweat: Asos - Ön kısmını ben kestim :)
Etek: H&M
Ayakkabı: TopShop
Deri Ceket: Paris'te bi butikten
Çanta: Guess
Kolye&Bileklik: Koton