Hep kendimden bahsettiğim, arada siyasetten ve tarihten filan da bahsetmemin renkli olacağı yönünde yorumlar geliyo bazen. Tabiki hoş görüyorum (sonuçta burası bi tartışma programı:P ).
deri etek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deri etek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013/03/21
2012/08/13
Bakarak almak
"Ayten'ler gelene kadar sen kedilere bakarak ol dediler, ben de burda bekliyodum sizi o yüzden."
Evet böyle bi tabir var, zaman zaman benim de karşılaştığım. Neyseki şimdiye kadar böyle bi bakarak olma talebiyle karşı karşıya getirilmedim çok şükür. Zaten ne demek olduğunu anlayana kadar baya bi zorlanmıştım. Yine de hazırlıksız bi zamanımda "ya asiş sen şu yemeğe bakarak ol, ben iki dakka markete gidip gelcem" dese biri, öyle apışıp kalabilirim bi süre. O süre zarfında yemeğin taşması da, ocağın batması da kuvvetle muhtemel tabi.
Hani böyle indirim zamanları gelir çatar, bütün kadınların gözlerine perde inmiş, herkes birbirini potansiyel düşman olarak görürken ve beğendiği ürünün beden yada renklerini aramak amacıyla yanında en az bir yedek insan daha getirmişken, sen, neden bir ahtapot gibi birsürü kolunun olmadığının üzüntüsünü yaşarsın ya. Hem kendi kendine kabin sırasında bekler, hem denediğin kıyafetin bedeni olmayınca seve seve o kabini ellerinle başka bir canavara teslim eder, gidip diğer bedenini alıp tekrar aynı kabin kuyruğunda beklersin ya. Hah işte o zamanlar içindir bu tabir aslında.
Bikere yanında mutlaka birini götürmelisin, ölçüsünün önemi yok, çocuk bile olabilir. İşte o yedek insan, sen fellik fellik reyonlarda o gömleğin S bedenini ararken kabinine bakarak olacaktır. Sonra zamanı geldiğinde aynı insan, kasa kuyruğuna girdiğinde kaçınılmaz bir durum olan ve sadece kasadayken gözüne çarpan ürünlere bakmak istediğinde aynı kararlılıkla kasa kuyruğuna da bakarak olacaktır.
Bikere yanında mutlaka birini götürmelisin, ölçüsünün önemi yok, çocuk bile olabilir. İşte o yedek insan, sen fellik fellik reyonlarda o gömleğin S bedenini ararken kabinine bakarak olacaktır. Sonra zamanı geldiğinde aynı insan, kasa kuyruğuna girdiğinde kaçınılmaz bir durum olan ve sadece kasadayken gözüne çarpan ürünlere bakmak istediğinde aynı kararlılıkla kasa kuyruğuna da bakarak olacaktır.
İşte bu damatlık ayakkabılar da benim hayatıma böyle bir bakarak olma, bakarak alma olayları sonucu girdi. Onu söyliyim dedim, baktım yine uzamış konu.
Yazarın ekstradan açıklamaya lüzum gördüğü ve paylaşmazsa patlayacağı nokta: iş çıkışında fotoğraf çekecez diye bütün gün gömleğin kırışmaması için koltuğuma bile yaslanamadım, sopa yutmuş gibi oturarak geçirdim tüm iş gününü.
Onu söyliyim de sonra yok efendim gömleğin kırışıkmış filan duymiyim, çok fena olur bak.
Yazarın ekstradan açıklamaya lüzum gördüğü ve paylaşmazsa patlayacağı nokta: iş çıkışında fotoğraf çekecez diye bütün gün gömleğin kırışmaması için koltuğuma bile yaslanamadım, sopa yutmuş gibi oturarak geçirdim tüm iş gününü.
Onu söyliyim de sonra yok efendim gömleğin kırışıkmış filan duymiyim, çok fena olur bak.
Gömlek: Bershka
Etek: Paris'te bi butikten
Ayakkabı: Yargıcı
Kolye: Hediye
2012/02/05
Kumkuma
Kumkuma diye bi kelime var.
Hani böyle bi özelliği fazlasıyla bünyesinde bulunduran şeyler için söylenir.
Laf ebesi değil de laf kumkuması derler onun gibi.
Laf ebesi değil de laf kumkuması derler onun gibi.
Benim dünyamda da bir sürü kumkuma vardır.
Annemin elleriyle yaptığı keşkek mesela. Tam bir lezzet kumkuması. İçinde yok yok, tavuğundan yarmasına, fasülyesinden mısır ununa kadar ne ararsan onda. Bide tereyağını kızdırıp şöyle bi üstünde gezdirirsin. Aman neyse işte, yemek konusuna girince çıkasım gelmiyo. Lezzet kumkumalarım saymakla bitmez benim.
Komiklik kumkuması bi kızkardeşim var mesela. "Sen büyüyünce tiyatrocu ol" dediydiler de dinlememişti. Hey gidi. Şimdi Yalan Dünya'da Açılay olabilirdi esasen:) Yetenek doğuştan gelir derler, çok pis taklitçidir. Taklitçi dediysek tiyatral anlamda. Tevekkeli değil küçükken kankardeşiyle birlikte (buna da çok gülüyorum aklıma geldikce, bu ayrı bi post konusu olabilir) bütün mahallenin kadınlarını bi araya getirip onlara tiyatro oyunları sergilerlerdi. Sonra da iyiki geldiniz babında küçük hediyeler verirlerdi izleyicilerine, annemin kremleri gibi, az kullanılmış saç fırçası gibi, taso gibi :) taa o zamanlardan beri paylaşımcıdır ablasının kuzusu ^_^
Pamukluk kumkuması bi kedim var. Hepiniz biliyosunuz Püre'yi. Al koynuna battaniye gibi yat, o kadar yumuşak. Karakterini yediğim çok da yumuşak huyludur. Ben çamaşırları yıkarken yumuşatıcıların arasına yatıp ordan beni izlemesinin bu yumuşaklıkla hiçbir alakası yok ama, allah vergisi onunki <3
Fikir kumkuması bi kocam var. Her konuda mutlaka fikri vardır. Her konuya uygun bir iş fikri de vardır. Bir bardak su içerken bile suyla ilgili kırk tane iş fikri ortaya atabilir. Hayal dünyasının da hayli geniş olduğunu düşünecek olursak bizde fikir derya deniz :)
Mesela ben de anında görüntü kumkumasıyım. Peki neden özellikle bunu vurguladım?
Mesela bi etek gördüm askıda ama modeli güzel degil. Hemen o etegi baska bi modele çevrilmiş olarak düşünür ve üzerimde hayal eder, beğenirsem alırım:) Sonra da keser biçer o hayal ettiğim hale getiririm.
Üzerimdeki bu gömleği de H&M'in birbirine girmiş tezgahlarından birinde gördüm mesela geçen gün. Desenini ve kumaşını çok sevdim ama üzerinde 48 beden yazıyodu. Şöyle bi tuttum elimde hakkaten 48 beden, ama bu bana salaş bi gömlek gibi olabilir dedim ve hemen oracıkta (kabine kadar bile dayanamadım) kazagımın üstüne giydim. Ne göreyim, resmen modeli buymuş da benim için özellikle oraya bırakılmış gibi.
İyiki de o 48 beden teyze gelip almamış onu, yoksa napardım ben <3
Bundan sonra bana biraz kilo al diyenlere, e daha napiyim yaaa 34 bedendim 48 beden olmuşum diycem gururla :)
Oldu çok sağolun.
dipnot: Fotoğraflar için Funda'ya teşekkür:)
Gömlek&Kolye&Şapka: H&M / Etek: Paris'ten / Bot: Giuseppe Zanotti / Çanta: Calvin Klein / Bileklikler: Asos
2012/01/26
Bağ(ım)lılık
Bi ben miyim acaba eşyalarına bu kadar tutkuyla bağlanan?
aman o benim için çok önemli, yok bunun bilmem nerden hatırası var diye diye evin kocaman bir kiler olma yolunda ilerlediğini gördükçe korkuyorum gidişhattan.
Bide o şeye bağlanma kısmından öncesi var tabi. Alana kadar verilen mücadele kısmı.
Takdir edersinizki o kadar ara tara tırım tırıs hiçbir yerde bulamadığın bişey, birden karşında dikilince alasın ve otomatikman onunla bi bağ kurasın geliyo!
Tıpkı Zara'nın aylar önce lookbookunda görüp uzun süredir gelmesini beklediğim bu çanta gibi.
Yada hiç hesapta yokken karşıma çıkan ve beni al beni al onu alma diye dore rengini işaret eden bu siyah deri etek gibi. Ama ben kıyamadım ikisini de aldım ♥
Daha bunlar gibi o kadar çok şey varki bağlandığım..
Avuç kadar saksıda yaşayıp, aylarca sulamayı unuttuğum halde küsmeyen, bir damla suyla aylar sonra tekrar tekrar hayat bulan kaktüsüm,
Belirli aralıklarla alıp masamda biriktirdiğim, her gün bir azimle "bugün 2 litre su içicem" diye başlayıp günü hiç su içmeden bitiren bana kızmayan ve beklemiş suyla masamda pinekleyen sürahilerim,
sıkıldıkça peçetelerden, A4 kagıtlarından yaptığım garip şekilli, ama atmaya kıyamadığım çöplerim,
bundan taaa 4 sene önce jujumun yerde bulup bana verdiği ve hala anlamsız bi şekilde post-it'lerimin içinde sakladığım at kestanelerim,
hergün düzenli olarak eve götürmeyi unuttuğum ve aylardır masamda ikamet eden asetonum,
iğrenç kokulu silgim,
bütün ofis ahalisine hizmet eden mayonez görünümlü nemlendiricim,
"always believe in yourself and your dream" yazılı, bırak çayı su içmeye kıyamadığım kupam,
artık yazmayan, mürekkebi kurumuş olduğu halde hala kalemlikte takılan tükenmezler,
güvence olarak her daim elimin altında tuttuğum fındıklı hoşbeş, çilekli lila pause ve negro,
hala eski soyadımla panomda asılı duran kartvizitim ve yine panomdaki canım arkadaşımın yeğeninin fotoğrafı [yanıma gelip de kim olduğunu soran herkes önce bi dumur oluyo öğrenince:) illa kocamın fotoğrafını koycak halim yok sonuçta:P ]
ve sen, her yemek siparişinden sonra artan tuz ve karabiberden oluşan orta çekmece.
o kadar hayatımın içindesinizki birinizin bile eksilmesine dayanamam. hergün yoklama alıcam ona göre.
özellikle de çilekli lila pause sana söylüyorum fındıklı hoşbeş sen anla!
Çanta: Zara(yeni) / Etek&Eldiven: Paris'te bi butikten / Kazak: Koton / Bot: Markafoniden ama markasını hatırlamıyorum / Şemsiye: T-Box / Şapka: LCW çocuk / Atkı: Sarar(Erman'ın:))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































