dress etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dress etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2016/02/02

Ela 2 Yaşında ❤️


Mükemmel değilim, mükemmeliyetçi de değilim çoğu zaman. Ama bi işin içine girince anlıyorumki manyağım:) Ve gerçekten uzmanlık alanıma giren bir işse mevzu bahis, o işten istediğim sonucu elde edene kadar kendimi de, bu sürece dahil olan herkesi de paralıyorum. Ama gel gör ki özümde çok aşırı iyi kalpli bi insan olduğum için, başkalarını paralamak yerine kendimi paralamayı tercih ediyorum:P Yani her şeyi kendim hazırlıyorum!
Ondan sonra da neden bu kadar yoruluyorum'lar, hofff yine yapcak bisürü iş var'lar havada uçuşuyo.

Mesela Ela'nın 1. yaş günü için niyetim; diğer doğum günlerini daha sade yapacağım için, ilk yaş partisine özenmek, görmekten sıkıldığımız doğum günü partilerinden mümkünse ve hatta mutlaka daha farklı bişeyler ortaya çıkarmaktı. Ela henüz 1 yaşına girecekti, ben daha işe başlamamıştım (ücretsiz iznimin son demlerini ayaklarımı uzatarak geçirecek değildim heralde, binbir tane detayı olan bi parti hazırlamak varken seçenekler arasında:P ). Ela'yı kangurusuna atıp dolmuşa atlayıp kaç kere gitmişimdir o çıkrıkçılar yokuşuna kimbilir :) Yukarda da belirtmiştim zaten, manyağım :)

Kestim biçtim diktim. Hem içime sinen, hem herkesin oldukça beğenisini alan (hatta bizim partinin hediyelikleri de dahil tüm detaylarının birebir uygulandığı bir sürü parti gördüm sonrasında. Hafiye takipçilerim sağolsun, istihbaratım kuvvetlidir o konuda:P)  eğlenceli bi gün bıraktım Ela'ya hatıra.
Hiçbir standarda ve kalıba çakılmadan bişeyler üretmeyi seviyosam demek ki:) Hiç yorulmuyorum böyle şeylerle uğraşırken ^.^

Ama esas yorgunluğu koltuğa ilk oturduğunda hissedersin ya, ayaktayken anlaşılmaz çünkü ne kadar yorulduğun, hah işte o zaman Erman dedi ki; "canım bu ilk ve son parti olsun olur mu?" Çünkü çok yoruldu yazık! Sanırsın sırtında taş taşıttım. Bütün her şeyi hazırlayan ben, önümüzdeki senenin hesabını yapan o :)
Tabi ayaklarım nasıl ağrımışsa artık, direk katıldım Erman'a, seneye yapmıycaz parti. Kesin!

2015/12/31

2015 sana söylüyorum, 2016 duyuyosun dimi?


Meraba 2016.

Aslında bugün buraya seninle konuşmaya gelmedim. 2015'e bikaç çift lafım olcak. Ama tabi orda boş boş beklemez, en azından beğendiklerini üzerine alırsan sevinirim ^.^

Sevgili 2015,

Kuzumu 1 yaşında kreşe başlatmak ve işe dönmek durumunda kalmış olsam da, bu bir sene içerisinde ikimiz de kendi kulvarlarımızda çok başarılı yol katettiğimiz için,
kendime hiç zaman ayıramasam da, kuzumla birlikte her defasında bir öncekinden daha muhteşem zaman geçirdiğimiz ve hatta geçen zamanı hiç önemsemeyecek kadar eğlendiğimiz için,
şarkı söylemenin tadına varabildiğimiz, bir masal sayfasından on tane masal çıkarabilecek kadar hayal dünyamızı zenginleştirdiğimiz için,
yorgunluklarımız çok sevmekten, şımarıklığımız çok sevilmekten olduğu için,
çalışıp para kazanabildiğimiz, kendi yağımızda kavrulabildiğimiz için,
güneşi de soğuğu da(!) iliklerimize kadar hissedebildiğimiz için,
kedilerle ip oynayıp, köpeklerle yerlerde yuvarlanabildiğimiz için,
sevdiklerimiz hayatta ve etrafımızda, eksilmeden çoğaldığımız için (buradan, doğacak olan iki yeğenime de öpçüklerimi gönderiyorum❤️),
nefes aldığımız ve buna şükredebilecek kadar aklımız başımızda olduğu için, 
yani güzel olan bir çok şeye vesile olduğun için teşekkür ederim!

Ama giderken lütfen;

çok ihtiyacımız olan barışı, 
el ele tutuşup tek yürek olabilme cesaretimizi,
çocukların özgürce sokaklarda oynama hakkını,
kulaklarda ve akıllarda silah sesi yerine asıl kalması gereken atlı karınca müziğini,
kadınların kadınlığını ve insanlığını doya doya yaşayabilme özgürlüğünü,
temiz havayı, ormanları,
hayvanların işkence görmediği sokakları, 
mis kokulu domatesleri, 
hayallerimizi,
maviyi, yeşili, pembeyi,
küçük şeylerle mutlu olabilme ihtimalimizi,
bu sene yapamadık ama olsun seneye hallederiz dediğimiz hiçbir şeyi yanında götürme olur mu?


Çünkü onlara 2016'da çok ihtiyacımız olacak!

2013/03/27

Gelinim sen anla.


Elimizde hep bi hırka, bi ceket, bi bişeyler taşımak suretiyle artık kısa kollu bile giyebilecek kadar havaya meydan okumaya başladıysak, son 7 ayı sorgulamanın vakti geldi de geçti bile demektir. Elde var fazladan kilolar, dalga dalga selülitler ve bütün kış oturmaktan yumuşamış bir et yığını. Bundan sonrası hüsran, hayal kırıklığı, bundan sonrası hızlandırılmış diyet programlarıdır. 

2013/03/21

Soldan soldan gelir bazen.



Hep kendimden bahsettiğim, arada siyasetten ve tarihten filan da bahsetmemin renkli olacağı yönünde yorumlar geliyo bazen. Tabiki hoş görüyorum (sonuçta burası bi tartışma programı:P ).

2012/10/08

Şimdi gözümde canlandılar


Geçen gün koku hakkında bi belgesel izlemiştim. Kokunun anılarla ilişkili olduğunu söylüyolardı. Bişeyi yada birini kokladığımızda aldığımız tanıdık bi koku, bizi taaa yıllar öncesinde bi anımıza ışınlayabiliyomuş.
Sonra düşündüm, hem ben zaten çok severim sürekli geçmişe ışınlanmayı, söylemiştim ya benim beyin aritmetiğim bu diye, hah işte o sebeple, kokularla bağdaştırdığım bir sürü şey hatırladım.
Neredeyse aldığım her kokunun bi anısı var, kokladığım an beni mutlaka bi zaman dilimine götürüyo.


Bende en çok etki bırakan kokulardan biridir mesela hacı yağı kokusu. Ne zaman o kokuyu alsam bi yerlerden, doğrudan rahmetli dedemin beni omzuna alıp çubuk kraker almak için bakkala götürdüğü zamana giderim. Yaş 3, bilemedin 4, en kötü ihtimal 5.

Kuruyemişçi yanından geçerken aldığım leblebi kokusuyla birlikte ilkokulda leblebi tozunu agzımızdan burnumuzdan çekip hönküre hönküre yediğimiz zamanları hatırlarım dün gibi.

Bi komşumuz vardı, Asiye abla. Onun evine ne zaman gitsek hep aynı koku vardı, tarif edemediğim yoğun bi koku, güzel değil, çirkin de değil, değişik işte. Sonra Asiye ablayı kanserden kaybettik. Ozamandan beri nezamanki bir restoranda, mağazada yada evde bu kokuyu alsam aklıma hep kanser gelir, orayı hemen terkedesim gelir, boğulcak gibi olurum.

Yağmur yağdıktan sonraki toprak kokusu demek benim için gri pazar günlerinde TRT3'te F1 izlemek, annemin yaptığı tarçınlı keki çay eşliğinde yemek demek, o yüzden de hala yağmur yağınca kek yiyesim gelir. Gerçi bunun anılardan ziyade benim pisboğazlılığımla alakası var ama sonuçta anılar da depreştiriyo, onun da etkisi var bence.


Yaş 4. Annem günlere beni de yanında götürüyo. En sevdiğim şeylerden biri kadınlar yanımda konuşurken onların o uğultumsu sesleri eşliğinde börekleri sarmaları götürmek, üstüne ıslak kek hüpletmek ve kapanışı alman pastasıyla yapmak. Aradaki kısırları, patates salatalarını filan saymıyorum. Hah işte o ortamdaki çayla karışık genel pasta kokusunu hiç unutmuyorum. Bide ilk kez vanilya paketini orda koklamıştım, kafam olmuş 1500. Anne diyorum bu ne güzel kokuyo, aynı da etipuf gibi ^.^ biz de alalım bunlardan (yaş 4 dedik dikkatinizi çekerim, evdeki kabartma tozlarını koklayıp bunlar niye güzel kokmuyo diye isyan ettiğim bi dönem). O gün bugündür hala dolabı açar açar koklarım vanilya paketini (bence utanmanıza gerek yok söyleyebilirsiniz, ben de kokluyorum diyebilirsiniz) ve her kokladığımda komşudaki altın gününü hatırlarım. 
Bide o teyzeler yanımda konuşurken tekli koltuklardan birinde uyuyakalmaya bayılırdım, ninni gibi gelirdi o konuşmalar. Hala da aklıma gelince bi mayışırım. Ama bunun kokuyla alakası yok tabi.

Bi gidince dönmek bilmiyorum ben de. Demiyosunuzki hiç çok konuştun yine, biraz makul bi yerde kes şu yazıyı diye.








Yani demem o ki çok tatlı okur, koku giderse anılar da gider! Aldığımız en güzel tatlar da yok olur!
O yüzden, sanki bigün koku alamıycakmışız gibi yaşadığımız her güzel anı not edelim, beğendiğimiz en güzel tatları kaydedelim bi yerlere. Neye benzediğini, ne koktuğunu nasıl anlatırsınız orasını bilemem ama belki bigün işimize yarar, bişey yapılır onunla. 

Kız çok hüzünlü yazdım yaaa, hiç de tarzım değildir aslında ama bugün niye böyle olmuşki, hayret.


Ha bu arada herkes bi silkinsin kendine gelsin artık. Tamam yaz bitti sonbahar geldi, evet yapraklar kızardı hatta dallarda yaprak bile kalmadı nerdeyse. Ama bu paylaşmamak için bi sebep değil, çıkın o saklandığınız yerden, herkes yazsın paylaşsın bişeyler, azcık enerjik olun yaa, herşeyi ben mi söyliycem (Yazar burda resmen kendisine kızmakta ve hatta kendini tutamayıp küfretmektedir, olayın sizle bi alakası yoktur. Ama yok ben çok alıngan bi insanım, ille de alıncam diyosanız siz bilirsinizdir).

Elbise: Asos
Ayakkabı: Sergio Rossi
Tütü: DIY (şurdaki elbisemi kesip büstiyer ve etek yapmak suretiyle ikiye böldüm)
Çanta: Mango