Marc O'Polo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marc O'Polo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2012/02/07

Yalancı bahar
















Yalancı bahar, ikinci bahar, yanlış bahar. 
Bütün şarkılar bütün diziler sanki bahar için yazılmış hep.
Yok efendim ne soğuğu üşütürmüş, ne sıcağı pişirirmiş, bahar gibisi yokmuş.

Şimdi günlerden kış olmasa, arkamda şu kar yığını olmasa, attığım iki adımda bir buza basarak kayma ihtimalim olmasa, sizce bu fotograflar bu kadar güzel olabilir miydi?
dipnot: yazar burda kinaye yaparak, yada her neyse işte ondan, aslında bi çeşit kendini kandırmakta ve içten içe baharı özlemektedir.
En kış sevmeyen, soğuktan nefret eden ve havalardan konuşmaktan bıkmış halimle, kar-güneş ikilisine, yalandan da olsa bi arada oldukları için teşekkür ediyorum. 
Pazar günleri de güzel olabiliyomuş bazen.

Ama başlığa dikkatinizi çekerim, kendisi yalancı bir bahar. Kim inanırki zaten şubatta açan güneşe. 
Hadi hepimiz incecik giyip kendimizi deli danalar gibi dışarı atmışken sobelemeye başla bizi. 
Kazan çömlek patlasın.

Ceket: Mango / Kazak: H&M Çocuk / Pantolon: Koton / Bot: Marc O'Polo / Çanta: Guess

2012/02/03

Üçü bir arada.


Biri, yıllardır tanışıp nedense pek yanyana gelemediğim, neredeyse tamamen aynı gardroba sahip olduğum, zevkler renkler bi yana hayatı yaşayış şekliyle bile kendime yakın hissettiğim, zeki ve bence bu sebeple de komik insan Funda:)

Diğeri, henüz yeni tanışmış olmama rağmen sanki zaten yıllardır tanıyomuş gibi hissettiğim, bıcır bıcır, neşe dolu, kız çocuğu gibi oturup evcilik oynamalık, evlat gibi bağrına basılası insan Sevgi:)

Biz bugün "3 geveze 1 saatte ne kadar konuşabilir" sorusunun cevabını hakkıyla verdik.
iyiki de bir araya geldik ^_^





Güzel kızımız Funda, siz zaten onu birbirinden güzel fotografları ve yazılarıyla My Lifebook blogundan tanıyosunuz. Bide ben söyliyim garanti olsun;)


Nasıl poz vereceğine bıdı bıdı konuşmaktan bi türlü karar veremeyen DIY kraliçelerinden biri olarak gördüğüm ve hepinizin de yakından tanıdığı LaVieEnRose blogunun şirin sahibesi Sevgi hatun.













Uzun zamandır bana saçını topla diyen sevgili arkadaşlar için gelsin sıradaki parça.
Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, 
bi küçük beslemeye doğru gidişhat, her an bi vattaşivaya bağlıycak japon bebesi halleri görmüyo musunuz bende? 
yoksa sadece bana mı öyle geliyo allasen.

2011/12/12

Geri dönüşüm


Bi araba dolusu şey öğrendim ben.



Bana göre 4 yıl gibi geçen, hiç sesimin soluğumun çıkmadığı o 4 günde, 
hayatta herşeyin yaşanması gerektiğine inandım.
aile denen o mükemmel yapıya taptım.
sadece kakara kikiri eğlenirken değil, en kötü anında yanında olup seninle gözyaşına ortak olan kişinin esas dostun olduğunu bir kez daha öğrendim.
annemin bu dünya sınırları içerisindeki en kutsal anne olduğunu onayladım.
yirmilik diş ameliyatının kaş aldırmaktan daha acısız olduğunu farkettim.
maneviyatın gücünü gördüm.
şimdiki çocukların çocuk olmadığını, başka bi dünyadan gelme ihtimallerinin çok yüksek olduğunu düşündüm ve kabul ettim.
60 yaşımıza da gelsek anne-baba gözünde hep çocuk kalacağımızı anladım.
kaybetme korkusunun ne kadar tehlikeli olduğunu kalbimde hissettim
ve kavuşmanın da bir o kadar lezzetli, keyifli, tarif edilemez bir mutluluk oluşuna tanık oldum.

Uzun bir süre bununla idare edebilirim.. 










İlla ayaklarım yerden kesilcek, yoksa o post içime sinmiyo :)







 Evet gözünüze gözünüze soktuğumdan da anlayacağınız üzere asos'tan çantam geldi:) 
Keşke ayakkabılarım için de aynı mutluluğu paylaşıyor olsaydım :(
Ama sizi temin ederim:) ayakkabılar yarım numara kalıba oturtulup biraz büyütülene kadar (geri göndermeye kıyamadım, zira başka numarası kalmamış..) bu çantayı görmekten bıkacaksınız :)



Oldu o zaman tekrar hoşgeldim ben:)

2011/11/14

Nar tanesiyim beeen..


Öncelikle zincirlerimizi kırarak başlıyoruz yeni yazımıza.


Bugün günlerden spor günü.
"Aaaa ne kadar da spor kıyafetler giymiş ve tam da pilateslik olmuşsun minikkuş" demenizi isterdim ama haftaiçi çekim yapamayınca, dışarda nefes alınan her dakika itinayla değerlendirilir. 
Gerekirse sabahın 10unda, henüz insanlar pazar uykularındayken ya da miskin miskin tv karşısında beynini bi kenara koyup magazin izlerken, ben süslendim püslendim (çok diil ama:)) düğüne gider gibi spora gittim:)
"Aaaaa kuşum tam da fotoğraflık bigünmüş, ben de eşofmanımı giymeye üşendim bunları giydim üstüme(yalana bak), e hazır evden çıkmışken bi yerlerde fotoğraf da çekelim madem, ayıp olmasın " dedim Erman'a ^.^




Rüzgarda mecburi savrulan saçların yarattığı bıyık efekti fotoğrafçıma çemkirmeme sebebiyet verse de, olsuuuuun bunun da değişik erkeksi bi havası var düşüncesiyle burdaki yerini aldı.


Havanın aydınlık, yaprakların yeşil oluşuna sakıııın andanmayın!
arabanın göstergesi kayma tehlikesi! derken, totomuz da donmak suretiyle yerimizde ısınma hareketleri yaparak geçirdik şu gördüğünüz dakikaları.
Ulen bu minikkuş da hep "bakın ne koşullarda fotoğraf çekiyoruz"a bağlıyo falan diye düşünmeye başladığınızı hisseder gibiyim. Bi saniye devamı var, bi dinleyin.

Bilmem izlemişliğiniz var mıdır Ayşecikli Ömercikli Sezercikli filmleri, zira ben hiçbirini kaçırmazdım küçükkuşken:)
O filmlerden birindeyiz şimdi.
Mutlu ötesi çekirdek bir aile var karşımızda, herkes bıcır bıcır, allahım böyle bir mutluluk olamaz yani o derece.
Tam o sırada Ayşecik kızımız geçer ortaya, bacak kadar boyu ve üzerinde en mini minnacık elbisesiyle başlar şarkısını icra etmeye.
Nar tanesiyiiiiiiiiiiiim beeen,
nur tanesiyiiiiiiiim beeen,
hem annemin, hem babamın, bir tanesiyiiiiiim beeen ^.^

Ama yukardaki fotoğrafta Ayşecik,
"eeeee başlarım soğuğuna da, ceketine de" edasıyla(hatta ağız hareketlerinden de bunu anlamak mümkün, bakın bakın çekinmeyin:)) bi çırpıda ceketini çıkarmak suretiyle şarkısını söylemeye başlar.


Şu eski türk filmlerinden kanıma girmiş o kadar çok kelime varki dağarcığımda,
Zira, ziyadesiyle, kat'iyyen, niçın, kuzum nen var, ..
Tabiki ben bu kelimeleri şebeklik olsun diye kullanangillerdenim ekseriyetle:)
Zira bunu normal hayatında ciddi ciddi kullanan dünya tatlısı tonton annanelerimiz dedelerimiz de var.

Ay bide yazarken aklıma geldi.
Bu tonton insanların kendi yöresel şivesini de katarak türettikleri ya da devşirdikleri kelimeler oluyo, ben en çok da onları seviyorum:)

Biliyosunuz ben Samsunluyum, karadenizdenim yani.
Bütün o fıkraların, komik ve de abuk hikayelerin çıktığı yerlere çok yakınım:)
Eğlenecek malzeme boldur bizim oralarda.

Mesela benim büyük babannem ve onun saz arkadaşları (yaşıtları) patlıcana balcan der.
Sepete gıdık der. Bizde gıdık çenenin altında bulunan ve bebişlerde mis gibi kokan bölgedir.
Dili dönmediği için mi nedendir bilmem fasülyeye fasile der:)
Hala bi anlam verememekle birlikte bahçe çitlerine fıraktı der??

Sizin eski topraklarda da kesin vardır böyle şeyler, paylaşın da görelim daha ne komik şeyler çıkcak:)












Çok karışık, biraz da ayaküstü bi post oldu, içeri bile davet edemedim sizi.
Bidakine daha uzun görüşelim ama:)

Oldu iyi haftalar herkeseee.