çiçekli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçekli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2013/07/19
2012/08/04
Sezarın hakkını sezara verelim.
Her "yiğidi öldür ama hakkını ver" temalı muhabbette Sezarın hakkını Sezara vermek lazım diye söylenir.
Bi kere neden Sezar? Onun ne hakkı varmış da ona veriyoruz. O zaman diğerlerinin haklarını da diğerlerine vermek gerekmez mi falan filan diye uzar gider bu.
Bilirsiniz lüzumsuz işleri araştırmak konusunda üstüme yoktur. Geçen gün kafama takıldı. Dedim niye yiğidi öldür hakkını ver demek yerine ille de sezar diyo bu millet. Bi atalarımıza soriyim, bi gelmişimizi geçmişimizi deşiyim dedim.
Ne sonuç çıkardım dersiniz?
Sezar, hepimizin bildigi "sen de mi Brütüs"teki Sezar değil. Julius Sezar'dan sonra Roma imparatorluğunun başına gelen tüm imparatorların adının başına bir ön ad olarak koyulmuş Sezar. Yani bu sezar, o dönemin imparatoru kimse o kişi.
2012/08/01
Pencere
Güzel pencerelere karşı bi zaaf benimkisi.
İster mavi, ister kırmızı, ister su yeşili çerçeveli. O pencerelerdir eve bakınca "acaba bu evde nasıl insanlar yaşıyo, oturma grupları ne renktir, bebekleri var mıdır, evin ortasında bütün odaları ısıtan bi soba mı vardır yoksa salonun köşesinde bi şömine mi?" diye kafamda merak uyandıran soruların yürüyüşe çıkmasına sebep.
Güzel şeylere açıldığı sürece her pencere güzeldir benim için.
Genç çift yeni evlerine taşınmış.. Sabah kahvaltı yaparlarken, karşı komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın heyecanla kocasına:
- Bak hayatım, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.
İster mavi, ister kırmızı, ister su yeşili çerçeveli. O pencerelerdir eve bakınca "acaba bu evde nasıl insanlar yaşıyo, oturma grupları ne renktir, bebekleri var mıdır, evin ortasında bütün odaları ısıtan bi soba mı vardır yoksa salonun köşesinde bi şömine mi?" diye kafamda merak uyandıran soruların yürüyüşe çıkmasına sebep.
Güzel şeylere açıldığı sürece her pencere güzeldir benim için.
Genç çift yeni evlerine taşınmış.. Sabah kahvaltı yaparlarken, karşı komşu da çamaşır asıyormuş. Kadın heyecanla kocasına:
- Bak hayatım, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.
Kocası eşine bir süre bakmış sonra da hiçbir şey söylemeden kahvaltısını sürdürmüş.
Komşusunun çamaşır astığını her gördüğünde kadın aynı yorumu yapmaktan da geri durmamış. Bu durum bir ay kadar sürmüş.
Bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, hayretle kocasına dönerek:
- Bak! Sonunda çamaşır yıkamayı öğrendi, çok merak ediyorum! Kim öğretti acaba?
Kocası gülmüş:
Kocası gülmüş:
- Tatlım ben bu sabah biraz erken kalktım ve penceremizi sildim.
Demekki neymiş sayın seyirci, her fıkra komik değilmiş, bazıları güldürürken düşündürür, bazısı da sadece "haaaa demek öyle" dedirtirmiş.
Demekki neymiş, bazı pencerelerin sık sık silinmesi gerekirmiş.
Demekki neymiş, bazı pencerelerin sık sık silinmesi gerekirmiş.
Demekki neymiş komşu komşunun külüne muhtaçmış.
Bide bazı elbiselerin penceresi diğer pencerelerden daha güzelmiş ♥
Bu da böyle bi anımız olsun. Hadi iyisiniz anlatcak bi fıkranız daha oldu eşe dosta.
Rica ederim:P
Elbise: Asos
Ayakkabı: Zara
Çanta: Adsız çantacı
Kemer: H&M çocuk
2012/07/19
Yine mi çiçek
Mesela benim diğer hem cinslerimde olduğu gibi aman da çiçek yetiştiriyim, balkonum dolsun taşsın bitkiyle gibi şeylerde pek gözüm ve aklım yoktur. Başkalarının balkonlarında yada pencere kenarlarında görüp, delice heveslenip, eve gelince hepsini unutanlardanım ben. Belki de 13. katta balkondan dışarıya saksı sarkıtma imkanım olmadığı için de kendimi frenliyo olabilirim biraz.
Küçükken hep dibimde muhabbeti geçerdi, yattığın odada bitki olursa ölürmüşsün. Yani öyle nefesin kesilir, ne biliyim beynine giden oksijen miktarı azalır filan değil, direk ölürmüşsün. Öyle kalmış aklımda.
O gün bugündür, ki ben üniversite için evden ayrılana kadar adeta seradan bozma bi evde yaşadım, benki annesi çiçeklerini kızlarım bebeklerim diye seven bi kadının evladıyım, çiçek yetiştirme konusunda çok temkinliyimdir. Salonumda bitane adını cinsini bilmediğim bi bitkim var, böyle tel tel yaprakları olan diyim siz de durumun ne kadar vahim olduğunu anlayın, onla bile zar zor geçiniyoruz.
Allahtan haftada bir susayan bi arkadaş kendisi. Yoksa onla da çoktan yollarımızı ayırmıştık.
Ben çiçeği başkasının balkonunda, ben çiçeği damatlığın mendil cebinde, ben çiçeği gömlekte blüzde, ben çiçeği kahvaltı tepsisinde severim.
Yeteri miktarda hüsni talil yaptığıma göre artık aranızdan ayrılabilirim sanırım.
* Hüsn-i talil: güzel nedene bağlama sanatıdır. Herkes yapamaz:)
* Hüsn-i talil: güzel nedene bağlama sanatıdır. Herkes yapamaz:)
Yine görüşelim ama bence.
Jean jort & Çanta: H&M
Bluz: Tiffany
Ayakkabı: Bambi
Bileklikler: H&M, LoveWithoutACause
Mekan: Alaçatı
2012/07/16
Sensör
Hani böyle herşeyin sensörlü olduğu tuvaletler vardır ya, elini oynatsan peçete çıkarır, totonu oynatsan sifon çalışır.
Bide sen ne yaparsan yap, yerinden kalkmadığın sürece bi türlü yanmayan ışıklar vardır. Oturduğun yerde kolbastısından çayda çırasına kadar ne varsa hepsini oynarsın ama nuh der peygamber demez o ışık, sen totonu ordan kaldırmadığın sürece yanmaz. O yüzden de o kapalı duvardan dışarı çıkana kadar oturduğun yerde sürekli bi hareket içindesindir, aman ışık sönmesin!
Hah işte ben tam da öyle bi çırpınışla direndim bütün bir hafta boyunca. Aman tatil bitmesin yakarışıyla hep bi hareket içinde, sürekli bi A noktasından B noktasına gitmelerle geçirdim günlerimi.
Gel zaman git zaman derken bi baktım evdeyim, çamaşırları asıyorum. Allahtan bavul boşaltma ve akabinde çamaşırları ayıklayıp makineye yerleştirme kısmını hızlı geçmişim.
Dipnot: Bence artık çamaşırları renklerine göre ayırmadan karman çorman yıkayabileceğimiz makineler yapılmalı. Sonra hatta eli deymişken bide onları güzeeelce çırpıp çamaşırlığa astı mıydı tamamdır. Bulana şimdiden teşekkürler.
Bu vesileyle hepinizi öper, her ne kadar tatilden dönmüş olsam da hoşgeldiğimi, hala umudum olduğunu, daha bunun ramazanı kurbanı da olduğunu hatırlatmak isterim.
Hadi bakalım.
Şort tulum: Forever New
Ayakkabı: ALDO
Çanta: İsimsiz dükkan:)
Kolye: Koton
Bileklikler: H&M
2011/08/14
Fuchsiaqua!
Bizim oralarda her güzel şey biter der büyüklerimiz...
Tatile gidiyosun binbir hevesle,
yüzüyosun omzun çıkana kadar,
geziyosun gencim bana bişi olmaz nidalarıyla ayakların su toplayana kadar,
yöresel ne varsa yiyosun kilo alacağını bile bile, gözün görmüyo hiçbirşeyi,
Sonra.
ne mi oluyo?
Puffff diye hayal kabarcığı patlayıveriyo, bütün masal sona eriyo ve kendini bavulu boşaltırken buluyosun.
Ne mi oluyo?
Ulan iki gün önce bembeyaz kumsalda denize giriyodum şimdi çamaşır yıkıyorum reva mı bu diyosun.
Olsun.
Bunu da bulamayanlar var diyerek saçma sapan telkinlerde bulunuyosun kendine.
360 gün sonra tekrar tatile çıkabilicem sonuçta :)/!#$?
Konuyu değiştiriyorum hemen şimdi!
Dünya şirini fuşya çantam, ne çok seviyorum seni bir bilsen..
Bide böyle parmaklarımı kulpundan geçirdiğim zaman yüzük takmış havası vermiyo musun ♥
Ve tabiki aqua elbisem, dantelli, fırfırlı, çiçekli, tiril tiril.
Çanta yeni, elbise emekçi :)
Tatilden dönmüşlüğün verdiği şu trajikomik ruh halimi canlandırdığınız için teşekkür ederim size.
Artık tatil fotoğraflarına bakar bakar huffflarım.
Bu arada postlar da peşpeşe gelecek, takipte kalın canlar ;)
Oldu o zaman gidiyim ben.
2011/06/27
Elma gönlüm sende
Bu aralar Ankara'nın havası yer yer toto donduran, yer yer yağışlı cinsten. En sevmediğim!
Bu kombinimin adı başlıktan da anlaşılacağı üzre "Elma gönlüm sende"
Uğruna çokça maniler ve isimler uydurabileceğim seviyede eğlenceli bir broş edindim geçen hafta. Hangi kıyafetin üstüne taksam ayrı bi hikaye yaratıyor otomatikman :)
Eskiden annane bluzu olup sonradan elbiseye çevrilmiş görünümlü elbisemle birleşince "her basma da fistan giyenin gönlünde bir elma olurmuş" özlü sözü çıkıverdi ortaya bi anda:)
Bitmek bilmeyen soğuk, bi tarafıyla bize gülen yaz. Sen gelmezsen biz sana geliriz!
Ağustosa kadar bekleyemeyeceğimdendirki, haftasonu için bile olsa bir kaçış planımız var artık Jujumla.


Nereye kaçacağımızı kimse bilmemeli. Malum güneş bize küs, gittiğimiz yere de kış götürmeyelim diimi..
Biraz deniz, biraz güneş, soğuk bişeyler de olursa yanında tadından yenmemeli o kaçamak..
Güneşten bunaldıkça bombalama atlamalı denize çuval gibi. Öyle seviyorum ben, hiç kasamam :)
Yada su çok soğuksa da önce deniz yatağımı atarım suya, peşinden de üstüne atlar aşarım engin denizleri güneş batana kadar, ayaklarım suyun içinde buruşana kadar, tuzdan derim gerilene kadar..
Oldu o zaman gidiyim ben :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















































