broş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
broş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011/11/22

Dersimiz geometri.


En sevdiğim ders geometriydi benim. 


Tevekelli değil daha okula başlamadan evdeki telefon rehberlerine, babamın hesap kitap yaptığı ajandalara bişeyler karalardım hep.
Hepiniz hatırlarsınız 1. sınıfta önce çizgi çizerek başladık hayata:)
Önce sola yatık çizgi çizersin 5 sayfa boyunca.
Sonra sağa yatıklara geçersin.
İlk defterin alfabe değil çizgi defteri olurdu aslında. 
Halay çeken çizgiler, yani ben öyle düşünürdüm onları:P Herzamanki gibi hayal gücümle çizgilere şarkı bile söylettirirdim.

işte bu şal da bana ilk aldığım günden beri o çizgileri hatırlatıyo.
"Anneeeaa, güzel çizmiş miyim, şunlara baksana bi?
ama iyice bak, sonra öğretmen kızmasın"
gören de dünyayı kurtarıyoruz sanır:)






Sonra alfabeyi öğrendik.
Mavi önlükleri çektik üstümüze (broş burda o mavi önlüğü simgeliyo, öyle hayal edin yani:)), 
sırtımıza, ilerde bütün o duruş bozukluklarına sebebiyet verecek olan çantalarımızı taktık gittik okula.
Ali ve atını daha yakından tanımak, 
Ömer'in mısır yemeyi aslında ne kadar sevdiğini öğrenmek, 
Oya'nın okula koşarak mı yoksa yürüyerek mi gittiğinden emin olmak için bütün fişleri ezberledik:)





Sonra biraz daha büyüdük ve hayatımızdan uzun bi süre çıkmayacak olan sosyal bilgiler ve  fen bilgisi denen şeyle tanıştık. 
Kimya dersi gelse de Hababam sınıfındaki gibi deneyler yapıp laboratuvarı patlatsak, ders yapılmasa hayalleri kurduk.
Biyolojide en çok üreme konusuyla dalga geçtik, kikir kikir kaynattık:)



Diferansiyellere, logaritmaya, trigonometriye aşıktım ben.
O zamanlar da diyodu zaten arkadaşlarım sen manyaksın diye.

Ama dedim ya ben en çok geometriyi sevdim.
Hipotenüsle kankaydık, pi sayısıyla komşu kadar yakındık.

Aralarında en sevdiğim üçgendi. 
Ama ben dik üçgenci olmadım hiç, yani bi kenar dik olunca çok basit oluyodu o soruyu çözmek, hiç bi heyecanı kalmıyodu.
Ben hep sıradan üçgenleri sevdim, ortadan bitane dik kenar indirip, sonra
h2 = p.k ile yüksekliği bulmayı, ordan alan hesaplamayı, hatta bu üçgenin özellikle de çember içinde olup iyice baş döndürenlerini sevdim:)

Çok pis gaza geldim,
çıkarın kağıt kalemi, sözlü yoklama yapıcam:)


  





Bi yanım "oh be iyiki de geçti gitti o yıllar" diyo.
dipnot: burda uçuşan şal aslında geride bıraktığımız yılları temsil ediyo. konsepte bak çay demle:P
bi yanım da arada taaa ilkokul 1. sınıfa dönmek istiyo, 
ama şu anki kafamla gidicem o yıllara, sadece fiziksel olarak 7 yaşındaki bir minikkuş olcam.
oyyyyy ne güzel ne eğlenceli olurdu *.* 
gülecek ne malzemeler çıkardı. hatta şu an bir sürü örnek geldi bile aklıma:)


sizin var mıydı böyle benim gibi piskopat seviyede sevdiğiniz bi ders?
yoksa bi ben mi garipmişim meğersem?

oldu o zaman dersimizi burada bitiriyorum. tenefüs 10 dakka, geç kalanı derse almam. 
bide ben kül yutmam!
hadi bakiyim.

2011/08/26

Bayram gelsin hoşgelsin.

Renkli giymek nasıl bir insanın ruh halini olumlu yönde etkiliyor ve pozitif enerji saçması konusunda destekliyorsa, puantiye de aynı kutsal görevi seve seve yapan desenlerden biridir.
Saygılarımı sunarım!


Bugün herkes bir tatil havasına girmiş, 
bir daha uzun bir süre ramazan olsun kurban olsun 9 gün tatil yapma imkanı bulamayacak olan çalışanlar adeta deli danalar gibi nereye gidelim planları yapmış.


Bizim bayram tatillerimiz - genellikle - şehir dışında olan her iki ailenin de bir bayram birine, bir bayram diğerine gidilmesi suretiyle el öpme ve her türlü "ay ne kadar zayıflamışsın, ay sen kilo mu aldın, sacların ne kadar uzamış, aa Erman da göbek yapmış" muhabbetlerine maruz kalsak da keyifle ve bol yeme-içme-ziyafet çekme tadında geçer.
Ama onun tadı da ayrıdır ;)
El öpme merasimi ve herkesi hoşbeş etme kısmı hariç!


Tatile çok susadıgım zamanlarda "amaaaan şimdi kim memlekete gidecek, atlasak da bir deniz memleketine gitsek ya" dedigim çok olur, her ne kadar Samsun Karadeniz'in en güzel deniz şehri olsa da!
Ama annemle babamın yerine koyduğumda kendimi, hemen uyanıveririm denizli hayallerden. Evlat bu özlenmez mi?
Ben anne olsam çocugumu dizimin dibinden ayırmazdım sanırım, bırakın evlenip başka şehirlerde yaşayıp bide bayramdan bayrama görüşmeyi..

Tabi bu sadece kıssadan hisse kısmı :)
Bayramların hep yaz mevsimine denk geldiği şu dönemlerde tabiki de deniz güneş ve kumun keyfini çıkarmak isteyeceğiz.
Peki bunun için ne yapıyoruz?
Bayramdan önce x bir zamanda şehirdışında yaşayan ailelerimizi görüyoruz ki bayramda bir daha gitmeye gerek kalmasın, sonra da tatilin tadını çıkarıyoruz :)

Biz Antep'e gidiyoruz, Ju'mun memleketine. 
Tabi niyetimiz hem ziyaret hem ticaret.
Bayram dönüşü Mersin'e uğrayıp denizle son bir kez vedalaştıktan sonra Ankara'nın bozkırlarına geri dönmek niyetindeyiz.
Antep diyince ağzınızın suları akmaya başlamış ve fıstıklı baklava olsun, kebap olsun hayallere dalıp gitmiş olabilirsiniz,
ama bi saniye henüz post bitmedi.
Daha puantiyeli bebe yaka gömleğim ve kendinden kolyeli broşumdan bahsetmeden nereye gidiyorsunuz?




Broşum biraz önce de bahsettiğim gibi kendinden kolyeli, o yüzden kolye takmadım :)
Twist'te bu broşa ilk görüşte aşık olmuştum.
Bence dünyanın en şirin inci kolyeli gömlek kombinli broşu bu, üstelik benim \o/
Ve gömleğim.. 
hem bebe yaka, hem puantiyeli, hem de tabiki nar çiçeği w/



Açlık bastırdığından mütevellit bugün çekim için mekan bulma konusunda kasmadık ve çektik arabayı bir otoparka.



Ordan oraya koşturdum durdum şöyle mi dursam böyle mi dursam diye düşünerek.
o sırada da bunlar çıktı malzeme olarak :)


Klasik pozumu da verip gidiyorum.

Herkese aileleriyle sevdikleriyle bol eglenceli, gezmeli, yüzmeli ve ziyafetli bir bayram diliyorum.
Uzun yola çıkanlar! aman diyim dikkatli gidin, her bayram acı haberlerle tv izlemek istemiyoruz ;)


Ha bu arada unutmadan, ailesiyle aynı şehirde yaşayıp günde beş vakit onlarla olan arkadaşlar, siz tabiki de tatile gidebilirsiniz, 
biraz nefes almaya ihtiyacınız var çünkü :)


oldu iyi bayramlar hepimizeeee..

2011/08/22

Çeşme Marina Hatırası


Bu ve bundan sonra göreceğiniz tüm fotograflar, hayatımda en keyif alarak gezdiğim, en eğlenerek poz verdiğim ve her köşesini resmedip herkese saatlerce anlatmak istediğim bir Çeşme gününe ait. 
Adeta görmemiş Çeşme'ye gitmiş, neresini tutup koparacağını şaşırmış gibi.

2011/06/27

Elma gönlüm sende


Bu aralar Ankara'nın havası yer yer toto donduran, yer yer yağışlı cinsten. En sevmediğim!


Bu kombinimin adı başlıktan da anlaşılacağı üzre "Elma gönlüm sende"
Uğruna çokça maniler ve isimler uydurabileceğim seviyede eğlenceli bir broş edindim geçen hafta. Hangi kıyafetin üstüne taksam ayrı bi hikaye yaratıyor otomatikman :)


Eskiden annane bluzu olup sonradan elbiseye çevrilmiş görünümlü elbisemle birleşince "her basma da fistan giyenin gönlünde bir elma olurmuş" özlü sözü çıkıverdi ortaya bi anda:)

    


Bitmek bilmeyen soğuk, bi tarafıyla bize gülen yaz. Sen gelmezsen biz sana geliriz!
Ağustosa kadar bekleyemeyeceğimdendirki, haftasonu için bile olsa bir kaçış planımız var artık Jujumla.




Nereye kaçacağımızı kimse bilmemeli. Malum güneş bize küs, gittiğimiz yere de kış götürmeyelim diimi..






Biraz deniz, biraz güneş, soğuk bişeyler de olursa yanında tadından yenmemeli o kaçamak.. 


Güneşten bunaldıkça bombalama atlamalı denize çuval gibi. Öyle seviyorum ben, hiç kasamam :)
Yada su çok soğuksa da önce deniz yatağımı atarım suya, peşinden de üstüne atlar aşarım engin denizleri güneş batana kadar, ayaklarım suyun içinde buruşana kadar, tuzdan derim gerilene kadar..

Oldu o zaman gidiyim ben :)