çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeşme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2013/08/28

Velinimet


Elini havalandırmak için camdan dışarı çıkaran taksi şoförünün el hareketlerine anlam vermeye çalışan arkadaki aracın şoförü gibi hissediyorum kendimi bi süredir.
Acaba bana bişey mi demek istedi, acaba noluyo orda, benim de el sallayarak tepki mi vermem gerekiyo? Kafamda bir sürü soru.

2012/07/18

Bir Akyaka hikayesi

Şimdi ben size uzun uzun Gökova'da ne yapılır anlatmıycam, onun yerine sizi Fında'nın bloguna yönlendircem.
Ama biz de kuzu ailesi olarak boş durmadık, elimiz elma armut toplamıyodu sonuçta. Mesela sizin için bol bol yedim ve yüzdüm. Bunu da kimseye yapmam bak.

Ben size Akyaka'dan bahsedicem. Nerdedir, nasıl bi yerdir, denizi güzel midir, havası nemli midir, acaba nedir nedir?




Akyaka, Çeşme'den 3 saat uzaklıkta şahane bi yerleşke. Çeşme dönüşü buraya geçtiğimiz için yolu ordan tarif ediyim dedim:)
Muğla'nın Gökova körfezinde gizlenmiş bi cennet burası. Arabayla kocaman dağlardan aşağı, denize doğru indiğinizi hayal edin. Yolun bi tarafı yeşilin, diğer tarafı mavinin her tonuyla sizi kucaklıyo. Araba kullananlar çok sağa sola bakmasın tabi, yolların çok virajlı ve uçurumla kucak kucağa olduğunu hatırlatmak isterim bu noktada.
Denize ve oteller bölgesine inene kadar manzaraya doymadıysanız, hemen bavulunuzu otele bırakıp manzaralardan manzara, koylardan koy beğenmek için sizi Akyaka'ya alalım.

2011/08/22

Çeşme Marina Hatırası


Bu ve bundan sonra göreceğiniz tüm fotograflar, hayatımda en keyif alarak gezdiğim, en eğlenerek poz verdiğim ve her köşesini resmedip herkese saatlerce anlatmak istediğim bir Çeşme gününe ait. 
Adeta görmemiş Çeşme'ye gitmiş, neresini tutup koparacağını şaşırmış gibi.

2011/08/20

Alaçatı & AquaNar



Bugünkü renklendirmemizin adı AquaNar.
Bu kapı Alaçatı'daki herhangi bir evin kapısı. 
Yanlış anlaşılmasın, normal şartlar altında hiçbir zaman komşumun kapısı önünde fotoğraf çektirmem.
Ama resmen eteğim beni buraya getirdi, çok uyumluyuz diye fısıldadı kulağıma, kıyamadım yazık!



Ne eteğim mi?
Çok mu sevimli? Biliyorum, herşeyin farkındayım. Bizim aramızda ayrı bir aşk var onunla 






Bu sokak ve bu kafe sanırım Alaçatı sokaklarının en sevimli dekora sahip mekanlarından biri.
O beyaz duvardaki sarı pencereler de nedir öyle yaaa, bu kadar da sevimli olunmazki ama!
İnsanın kafasını içeri sokası geliyo içerde kimbilir ne güzel şeyler vardır diye düşünerek. 
Halbüsü bildiğin taş duvar.



Sokaklardan birinde gezerken - herkesin ayrı bi derdi var işte -
biz acaba nerde, hangi kapı pencere önünde, hangi masanın kenarında fotograf ceksek diye gezinirken hayranlık içinde,
iki tane ablam evlerinin penceresinden kafaları sarkıtmak suretiyle camdan cama konuşuyolardı.
"Akşama taze fasülye yaptık, ama Ahmet pilav istemedi yanına. Salata yapcas heralde"
diyodu ablam öbür ablaya.
Öbür abla da
"Biz heralde balık yiycez bugün, hiç yemek yapacak halim yok" diyodu en miskin haliyle.


Yani Alaçatı, 
sadece pahallı restoranlar, butik adı altında cebinizi feci yakacak özel tasarım giysiler satan mekanlardan ibaret değil,
bi dükkana giriyosun 600 TL'ye pantolon satan dükkanlar,
hemen o sokağın devamında da bu camdan cama konuşan ablalar var.
Böyle de uçurum var.




Ha bide tabi cumbalar var.


İşte böyle canlarım benim. Anlat anlat bitmez. Çok şey anlatmiyimki seneye de anlatcak bişeyler kalsın bence.
Hadi bakalım.

Plaj öncesi halleri

2011 yılı itibariyle ilk güneşi Bodrum'da gören minikkuş en beyaz patates haliyle plajlara akmadan önce karşınızda.


Çiçekli hasır şapkam tatil boyunca düzenli olarak hayatımı kurtardı.
Dantelli tulumum ise plaj öncesi ve sonrası için can yoldaşım.
Severim ikinizi de.


Bodrum'un en güzel yanlarından biri de her yerinde rastlamakla kalmayıp gözünüzün önünü bir noktadan sonra pembe bir film halinde kaplayan begonviller...


Rengimiz  biraz daha kırılmış olacakki daha rahat pozlar verme noktasına geçilmiş tatilin ikinci günü :)







Fırfırı olan herşeye ne kadar taptığımı söylememe gerek yok bence.




Burası da Aya Yorgi'nin hatrı sayılır beachlerinden biri.
Konseptine bayıldım.
Renkli ve antika değerindeki arabaları mekana serpiştirmişler, en sevdiğim -_-
Beyaz püsküllü elbisemi giymek de bugüne kısmetmiş. Kendisi son derece delikli olduğu için öyle herşeyle giyilmiyor.
Ben de paparazzilere malzeme vermemek ve bikinimi örtmek suretiyle giyindim kuşandım kendisini.




Huyum kurusun, püsküllü yada fırfırlı bişi giydim mi kimse tutamaz beni, başlarım dönmeye dans etmeye.
Plajın kokonaları da "bu kız napıyo öyle yaaa" bakışları atarak anlam vermeye çalışıyolar duruma :)


Bu arada çok belli olmasa da bikinim güzel bir DIY projesi eseridir. Hazırlanışıyla ilgili ayrı bir post yapıcam.




ve işte karşısınızda Türkiye'nin Maldivleri, nam-ı diğer Altınkum





Bu kadar hamak keyfi yeter, şimdi biraz tıkınma zamanı.



Tatilin özeti:
Deniz, güneş, kum, Ju'm, huzur, rahat bir kafa, beyin kullanmadan yapılan aktiviteler.
Hepinizi seviyorum.
Adı tatil değil mi, en kötüsünü bile kucaklarım.

2011/08/18

Çeşme'ye giriş

Dikkat! Bu bir Alaçatı hatırasıdır.


Bir baktım ne göreyim, Bodrum'dan hooop Çeşme'ye gelivermişim.
Çeşme ile ilk karşılaşmam biraz zaiyat olmuştu.
Balayına Nisan ayında çıkmanın vermiş olduğu bereketsizlikten olsa gerek 
"Çeşme Çeşme dediğiniz bu muydu" 
hayal kırıklığını yaşamıştık çiçeği burnunda kuzu ailesi olarak.
Meğer en ölü sezonuymuş Çeşmenin, bütün dükkanların tadilattan geçtiği, plajların taşlardan arındırıldığı ve yeni sezona hazırlandığı bi dönemde gitmişiz.
Nerden bilelim, bilseydik beklerdik bikaç ay daha!

Ama bu yaz değişiklik yaptık.
bodrum ve çeşme'de görülmesi gereken yerler,
gidilmesi gereken plajlar,
yenilmesi gereken spesiyaller..
hepsinin listesi çıkarıldı ve tek tek denendi.
Sonuç: Tabiki bundan sonra Türkiye'de yaz tatili yapacaksam mutlaka Çeşme, 
mutlaka altınkum plajı, 
mutlaka ama mutlaka her gün düzenli olarak ziyaret edilmek suretiyle Alaçatı,
Veli Usta dondurması,
Kumrucu Şevki kumrusu,
Dost Pide'nin pastırmalı-kaşarlı pidesi,
Aya Yorgi,
Dalyan,
ve tabiki Marina!





Bu post aslında Çeşme'yi daha doğrusu Alaçatı'yı görme postu. Esas bundan sonra gelecek olanlar Alaçatı'yı tanıyalım ve onu çok sevelim postu olacak, sizi uyarıyorum!
Şimdilik tadımlık.




Alaçatı pazarında akşam saatlerinde minik bir kuşun kaybolduğu, en son incik boncuklar arasında kendinden geçerken görüldüğü ve bir daha da izine rastlanmadığı konuşuluyormuş, hayırlar olsun.




by d.capan, nimostylo gibi pek yetenekli blogger arkadaslarımızın, seçmeye kıyamadığım ve satıcıya kendimi "hepsinden birer tane sar" derken buldugum ürünlerinin satıldığı bir dükkan.
Şapkalar, broşlar, gömlekler, ayakkabılar içinde kaybolduğum sırada sıkılmadan beni bekleyen Ju'ma teşekkürler olsun burdan :)


Bu arada dünya tatlısı güpürlü bluzum çok sevgili arkadaşımın hediyesi. Dantel şortumla bayıla bayıla giydim kendisini. Kışın da gömlek üstüne giymek gibi hain fikirlerim var onunla ilgili ^.^ 

Şöyle bir düşündüm de daha bir sürü fotoğraf var, bu da demek oluyorki bir sürü post gelecek w/ Beklemede kalın canlar.

Oldu iyi günler.