dantel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dantel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011/08/20

Alaçatı & AquaNar



Bugünkü renklendirmemizin adı AquaNar.
Bu kapı Alaçatı'daki herhangi bir evin kapısı. 
Yanlış anlaşılmasın, normal şartlar altında hiçbir zaman komşumun kapısı önünde fotoğraf çektirmem.
Ama resmen eteğim beni buraya getirdi, çok uyumluyuz diye fısıldadı kulağıma, kıyamadım yazık!



Ne eteğim mi?
Çok mu sevimli? Biliyorum, herşeyin farkındayım. Bizim aramızda ayrı bir aşk var onunla 






Bu sokak ve bu kafe sanırım Alaçatı sokaklarının en sevimli dekora sahip mekanlarından biri.
O beyaz duvardaki sarı pencereler de nedir öyle yaaa, bu kadar da sevimli olunmazki ama!
İnsanın kafasını içeri sokası geliyo içerde kimbilir ne güzel şeyler vardır diye düşünerek. 
Halbüsü bildiğin taş duvar.



Sokaklardan birinde gezerken - herkesin ayrı bi derdi var işte -
biz acaba nerde, hangi kapı pencere önünde, hangi masanın kenarında fotograf ceksek diye gezinirken hayranlık içinde,
iki tane ablam evlerinin penceresinden kafaları sarkıtmak suretiyle camdan cama konuşuyolardı.
"Akşama taze fasülye yaptık, ama Ahmet pilav istemedi yanına. Salata yapcas heralde"
diyodu ablam öbür ablaya.
Öbür abla da
"Biz heralde balık yiycez bugün, hiç yemek yapacak halim yok" diyodu en miskin haliyle.


Yani Alaçatı, 
sadece pahallı restoranlar, butik adı altında cebinizi feci yakacak özel tasarım giysiler satan mekanlardan ibaret değil,
bi dükkana giriyosun 600 TL'ye pantolon satan dükkanlar,
hemen o sokağın devamında da bu camdan cama konuşan ablalar var.
Böyle de uçurum var.




Ha bide tabi cumbalar var.


İşte böyle canlarım benim. Anlat anlat bitmez. Çok şey anlatmiyimki seneye de anlatcak bişeyler kalsın bence.
Hadi bakalım.

2011/08/18

Çeşme'ye giriş

Dikkat! Bu bir Alaçatı hatırasıdır.


Bir baktım ne göreyim, Bodrum'dan hooop Çeşme'ye gelivermişim.
Çeşme ile ilk karşılaşmam biraz zaiyat olmuştu.
Balayına Nisan ayında çıkmanın vermiş olduğu bereketsizlikten olsa gerek 
"Çeşme Çeşme dediğiniz bu muydu" 
hayal kırıklığını yaşamıştık çiçeği burnunda kuzu ailesi olarak.
Meğer en ölü sezonuymuş Çeşmenin, bütün dükkanların tadilattan geçtiği, plajların taşlardan arındırıldığı ve yeni sezona hazırlandığı bi dönemde gitmişiz.
Nerden bilelim, bilseydik beklerdik bikaç ay daha!

Ama bu yaz değişiklik yaptık.
bodrum ve çeşme'de görülmesi gereken yerler,
gidilmesi gereken plajlar,
yenilmesi gereken spesiyaller..
hepsinin listesi çıkarıldı ve tek tek denendi.
Sonuç: Tabiki bundan sonra Türkiye'de yaz tatili yapacaksam mutlaka Çeşme, 
mutlaka altınkum plajı, 
mutlaka ama mutlaka her gün düzenli olarak ziyaret edilmek suretiyle Alaçatı,
Veli Usta dondurması,
Kumrucu Şevki kumrusu,
Dost Pide'nin pastırmalı-kaşarlı pidesi,
Aya Yorgi,
Dalyan,
ve tabiki Marina!





Bu post aslında Çeşme'yi daha doğrusu Alaçatı'yı görme postu. Esas bundan sonra gelecek olanlar Alaçatı'yı tanıyalım ve onu çok sevelim postu olacak, sizi uyarıyorum!
Şimdilik tadımlık.




Alaçatı pazarında akşam saatlerinde minik bir kuşun kaybolduğu, en son incik boncuklar arasında kendinden geçerken görüldüğü ve bir daha da izine rastlanmadığı konuşuluyormuş, hayırlar olsun.




by d.capan, nimostylo gibi pek yetenekli blogger arkadaslarımızın, seçmeye kıyamadığım ve satıcıya kendimi "hepsinden birer tane sar" derken buldugum ürünlerinin satıldığı bir dükkan.
Şapkalar, broşlar, gömlekler, ayakkabılar içinde kaybolduğum sırada sıkılmadan beni bekleyen Ju'ma teşekkürler olsun burdan :)


Bu arada dünya tatlısı güpürlü bluzum çok sevgili arkadaşımın hediyesi. Dantel şortumla bayıla bayıla giydim kendisini. Kışın da gömlek üstüne giymek gibi hain fikirlerim var onunla ilgili ^.^ 

Şöyle bir düşündüm de daha bir sürü fotoğraf var, bu da demek oluyorki bir sürü post gelecek w/ Beklemede kalın canlar.

Oldu iyi günler.

2011/08/15

Beyaz

Beyaz güzeldir.
Hele bir de işin içinde puantiye ve dantel varsa tadından yenmezdir 










Bodrum beyaz, ben beyaz, bu böyle olmaz.
"Bundan gayri bu şortun beline pembe kemer takıla, fuşya çanta da pek tabiki ele alına" diyerek giyindim kuşandım bir tatil akşamı daha.
Pek rahat, pek konforlu, pek beyaz ama pembelerle de hala renkliyim diye göz kırpan bir kombin oldu.
Ne mi yaptık?
Göltürkbükü'nü gezdik.
En lezzetli çipuralardan birini ve en ilginc kokulu zeytinyaglı salatayı yedim iskelede.
Gündüz iğne atsanız yere düşmeyecek cinsten bu sahil şeridini minderlerde tıkış tıkış yayılan insanlardan ibaret sanmayın.
Akşamları bambaşka bi sakinlik, bi emekli havası bürüyomuş burayı meğersem :O

Bide koyun bitiminde denizin ışıklandırıldığı bir iskele var hayran kaldığım.
Biz unuttuk, ama siz siz olun Göltürkbükü'ne akşam ünlülerin olmadığı bir vakitte giderseniz mutlak suretle o iskelede şöyle flaşı patlata patlata fotografınızı çekin. Mutlaka diyorum bak!
Denizin içindeki kayalaşmış kumların yarattıgı görüntü beni her ne kadar ürkütse de, sanki canlanıp beni denize çekeceklermiş gibi hayaller kurmama sebep olsalar da görülmelikler.


İşte burası da dagınık odamız 
ve ve veeee
tatilde bile yanımdan ayırmadıgım (personelimle yakınen ilgilenirim:))
yegane fotografçım Ju'm 
Bizimkisi sadece iş ilişkisi, yanlış anlaşılmasın lütfen :)


2011/05/14

Evde bigün


Kahverengi ve yağmurlu günlerde o kadar sinirli ve sinir bozucu bi kişilik olurumki hiç o konuya girmeyeyim.
Bloga yeni başlamışız malum, baktık hava koşulları da hiç destek olmuyo bize bu konuda, o zaman ev ne güne duruyo dedik ve sıvadık kolları.



Mecazi değil gerçekten sıvadık kolları :)



bu da benim patateslik birincisi kızım Püre..





oldu o zaman iyi günler.