tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2017/01/31

HappyMoon's Ankara'da!


Geçen gün bir yazı okumuş ve çok gülmüştüm. “Ankara, şehriyle ünlü bir soğuktur.” demiş birisi. Hakkaten öyle ama! Yapacak hiçbir aktivite olmadığı gibi, soğuktan başka bahsedecek konumuz bile yok nerdeyse. Haliyle Ankara insanları olarak biz de kendimizi yeme-içmeye veriyoruz. Sevdiklerimizle muhabbetin dibine vurabileceğimiz rahatlıkta mekan arayışındayız hep.

İşte tam da bu noktada sosyal medya imdadımıza yetişiyo ve “kim nereye gitmiş, o café’nin nesi meşhurmuş, diğer café’nin nesi kötüymüş, çocukla gidilir miymiş, gidersek ne yedirebilirmişiz”lere kadar uzanan kocaman bir sorular-cevaplar zinciri sunuyo bize.

Lezzetli yemekler, göz alıcı ve iştah kabartan menüler artık ulaşılabilir şeyler. Amaç sadece karın doyurmaksa zaten, Ankara’da en alakasız restorana bile girseniz mideniz şen bir şekilde ayrılırsınız mekandan. Ama işte özellikle bizim gibi tüm haftasını çalışarak geçiren ve her şeyi sığdırabileceği tek zamanı haftasonu olan insanlara; sıradışı menülerden ziyade, sevdiklerimizle saatlerce vakit geçirebileceğimiz konforu ve güleryüzlü hizmeti sunan mekanlar lazım.

İşte o sayılı mekanlardan biri olan HappyMoon’s ailesiyle de tesadüfen bir haftasonu Panora Avm’ye gittiğimizde tanıştık. 1999 yılında Kadıköy’de minik bir dükkan ile başlamış ve bugün 15 şubeye kadar ulaşmış kocaman bir restoranlar zinciri. Çok da etkileyici bir başarı hikayeleri var! Gidip Zülküf Bey’i bulmanız ve bizzat kendisinden o hikayeyi dinlemeniz gerek! Mesela “HappyMoon’s” adı, markanın sahibi ve genel müdürü olan Hüseyin Aymutlu’nun soyadından esinlenilerek koyulmuş! İşiyle kendini özdeşleştirmeye nefis bir örnek!

2016/08/11

Olmaz olmaz deme!



Bu fotoğrafları taaa Nisan ayında, Ela'yla ikimiz de bafra patatesi kadar beyazken çektirmiştik. Çektirmiştik dediysem, gönüllü ve mecburi fotoğrafçımız olarak Erman çekmişti:) Ela'nın hasta, dolayısıyla benim de keyifsiz olduğum bir gündü aslında. Ama sıkıcı hayatımıza hareket katmak ve biraz renklenmek ikimize de iyi gelir diye düşünüp, sarı elbiselerimizi giyip atmıştık kendimizi Odtü'nün kollarına yine bir cumartesi günü.

2016/06/10

JW Marriott'ta Kız Kıza Spa!


Ela doğduğundan beri adeta bir uzvum gibi her yere onunla gidiyor, alışveriş yemek etkinlik doktor demeden çanta gibi her daim onu da yanımda taşıyorum. E hal böyle olunca da nerden baksan iki buçuk senedir kendime (eşime, arkadaşlarıma) ayırdığım şöyle kaliteli bir iki saatim bile olmamıştır. Yok artık demeyin, valla da öyle:)

Artık nasıl bi yorgun, nasıl bi "yazıııık kıyamam" imajı çizmişsem, Jw Marriott Hotel imdadıma yetişti ve Karma Spa bizi kız kıza harika bir gün geçirmemiz için Vip salonuna davet etti. İlk başta bu teklif; içinde masaj, hamam, jakuzi gibi birçok harika detayı yanımda çok sevdiğim arkadaşlarımla bana sunduğu için aşırı çekici görünse de, en yakın arkadaşımı evde babasıyla bırakıp 4-5 saat dışarda olma durumunu bi yadırgadım. Sonra da amaaaaan diyip akışına bıraktım (masajda bile Ela'yı düşünüyodu:P).

2016/05/24

Şık ve Güzel Görünmek İsteyen Kadınlar İçin 2016’nın Moda Trendleri

Hangimiz şık ve alımlı olmak istemeyiz ki? Ama bazen, şık olmaya çalışırken ipin ucunu kaçırırız ve işte o zaman işler çığırından çıkar. Geçenlerde kızlarla yılın en ünlü şık kadınları hakkında konuşuyorduk ki birdenbire, biz neden onlar gibi olamıyoruz diye parlayıverdik. Neyimiz eksikti onlardan? Kesinlikle kaçırdığımız, göz ardı ettiğimiz bir şeyler vardı. Hazır yaz da geliyorken, senenin trendlerine iyice hakim olmalıydık. Neyse ki, bu dertleşmelerimiz fazla uzun sürmedi. İnternette dolaşırken rastladığım “Şık Ve Güzel Görünmek İsteyen Kadınlar İçin 2016’nın Moda Trendleri” başlıklı infografi, yaramıza resmen merhem gibi geldi. Eğlenceli görsellerle süslenmiş, faydalı bilgilerle bezenmiş infografiği okuduktan sonra 2016 modası hakkında epeyi bilgiye sahip olduk.



Hem rahat ve kullanışlı hem de oldukça şık olan bol pantolonların 2016’da da raflarda yerini aldığını öğrenince havalara uçtum. Üstelik sadece tek boy şeklinde değil, bu sene her boyda bol pantolon bulmamız mümkün olacakmış. Omuzlarını göstermek isteyen kadınlar ise bu sene yaşadı. Özel X kesim modellerle birlikte açılan omuzlar herkesin göz bebeği olacağa benziyor. Klasik ve romantik bir tarza sahip olan kardeşim ise, karpuz kolların geri döndüğünü duyunca sevinçten havalara uçtu. Hatta şimdiden bir tane karpuz kol elbiseye sahip oldu bile.

“Kıyafetlerde renk uyumu önemlidir” cümlesinin de bu sene rafa kalktığını öğrendim. Artık, yeşil pantolonumla mavi ayakkabımı giyinmekten korkmama gerek yokmuş. En çok sevindiğim şeylerden biri de, bu senenin modası arasında yer alan uzun kollar oldu. Artık yeni bir şey aldığımda sürekli terziye gitmeme gerek kalmadı! Zaman zaman salaş giyinmeye bayılan biri olarak,  üst üste giyinme modası da beni cezbetti. Gömlek üzerine yelek giyindiğim zaman artık kendimi çok daha özgür hissedeceğim. Her yerde kendini göstermeye başlayan püskül, kıyafet detaylarında ve aksesuarlarda da bolca kendini gösteriyormuş. Bunu öğrendiğim iyi oldu, püsküle bayılan anneme alacağım püsküllü tunik şahane bir doğum günü hediyesi olacak.


Şeffaflığı seven biri olarak, tülün sadece abiyelerde değil, gündelik kıyafetlerde de moda olduğunu öğrendim ve hemen alışveriş listeme tül detaylı tişörtleri ekledim. İlginç tasarımları oldum olası çok sevmişimdir. O yüzden, 2016 trendleri arasında  asimetrik kesimlerin bulunduğunu öğrenince hayallerimin sınırlarını şimdiden zorlamaya başlamadım. Anlayacağınız, Hepsiburada.com’un yeni kategorisi Hepsimoda aracılığıyla öğrendiğimiz bu püf noktalar sayesinde artık biz de imrenilen kadınlar arasında yerimizi alabiliriz. Teşekkürler Hepsimoda!




2016/04/06

Build A Bear Workshop


Hiç unutmam, ananemlerin köy evindeyiz. Nerdeyse her tatilde soluğu orda alıyorum, çünkü o evi ve teyzemle vakit geçirmeyi çok seviyorum. Teyzem tabi o zamanlar lisede filan, yani küçük teyze:)
Her gün ayrı bir aktivite yapıyoruz onunla. Bir gün şekilli kurabiyeler yapıyoruz, bir başka gün sarma yapıyoruz (evet benim dünyam yaklaşık olarak 3 yaşımdan beri yeme-içme üzerine kurulu:P).
Teyzem çok da hamarat. Sadece pasta börek değil, dikiş nakış konusunda da eline kimse su dökemiyo. Bir gün bana "bugün de bez bebek yapalım mı sana?" diyo. Ne kadar da cevabı belli bir soru:) Ben "hayır!" diye yapıştırıyorum tabi cevabı. Şaka şaka :P
5 yıllık gözlerim faltaşı gibi açılıyo, "içini nasıl doldurcaz peki?" :)

Sonra teyzem, evdeki parça kumaşları kesip biçip bişeyler hazırlıyo, kalın ipleri birbirine dolayıp saç yapıyo. Sonra bana poşeti gösteriyo ve "hadi şimdi içine elyafı da sen doldur" diyo. Benim gözler yine faltaşı:P Zaten o yaşlar her şeye şaşırma, her halta heycanlanma yaşları. Üstümde acaip bi sorumluluk, sanki ameliyat yapacam da ya hastanın içinde makas unutursam endişesi.
Tamam diyip dolduruyorum bez bebeğin içini. Elimin de ayarı yokmuş demek ki o zamanlardan beri, tombalak bişey çıkıyo ortaya, kolu bacağı küp gibi:)

O oyuncak şimdi nerde desen bilmiyorum, ama çocukluğumun en hayalgücü yüksek ve evcilikli zamanlarında o bez bebeğim hep yanımdaydı, onu biliyorum.

2014/04/07

Bebek odası ve diğer zıvırlar:)


Ela'yı evlendirmeden onun için yaptığımız hazırlıklardan filan biraz bahsetsem de sizin de sorularınıza cevap vermiş olsam diye bugünün konusunu Ela'nın odası olarak belirledim:) Duyan da Olivia Palermo giyinme odasını bizlerle paylaşıyo sanır :P

2013/08/14

Bir masal kasabası: Montecatini Alto

Şehir merkezindense, kuytuda köşede kalmış ve keşfedilmeyi bekleyen birsürü şeyi olan köy ve kasabaları gezmeyi tercih etmişimdir genelde. İtalya gezimizde de bu kurala uydum herzamanki gibi. Tabi bunda ucuz turla gitmiş olmamızın ve dolayısıyla gittiğimiz şehirlerde şehir merkezinden uzak kasabalarda kalmamızın da payı büyük:) Ama benden size tavsiye, şehir merkezine 1 vasıta uzaklıkta bir otel seçerek, uyuyabileceğiniz en geniş odalarda uyuyup, cıvıl cıvıl kuş sesleriyle uyanabilirsiniz. Merkez dışında dedim diye gidip yol üstü motellerinde kalmayın tabi, o değil yani benim kastettiğim, anladınız siz:)

İtalya diyince akla ilk gelen sanat olabilir, gözlerinizi alamayacağınız şahanelikte eserler olabilir, kiliseler, anıtlar, çeşmeler olabilir. Ama benim gibi sanat insanı olamayanlardansanız, bi yerden sonra binalar üstüne üstüne gelenlerdenseniz sıkı durun. Sizin için de bi çözüm düşünmüş İtalyanlar. Öyle şahane kasabalarla, çiftliklerle, öyle farklı kültürlerle karşılaşacaksınızki, televizyonda gördügünüz ve kitaplarda okuduğunuzdan çok daha başka bi İtalya'yı geziyo olduğunuzu farkedeceksiniz.
Hayır bu işten komisyon almadım, valla bak:) Sadece bilin diye tüm hissiyatımla anlatıyorum size.

Yazın sıcağında, "aaaa Avrupa'ya gidiyosan yanına mutlaka kalın şeyler al. Oranın yazı da kışı da soğuk olur" diye akıl verenlerin kurbanı olup, Venedik'in nemiyle duvara yapışıp Roma'nın sıcağıyla buharlaşmak istemiyosan dinle seyirci. İşte tam bu noktada, bana göre İtalya'nın en güzel şehri Floransa'da, Montecatini isimli kasabayı not al! Huzurun tanımını şu ana kadar yapamadıysan biraz bekle, önce bi git bu kasabayı gez, hatta birazdan bahsedeceğim bölgeyi gör, sonra otur uzun uzun tanımla huzur denen şeyi:)


2012/09/06

Orda bir köy var uzakta...


Fethiye'de küçük bi köy Kayaköy. 18. yüzyıldan kalma ve şimdilerde sadece harabe görüntüsüyle dikkat çeken terkedilmiş bir rum köyünü de içinde barındıran bi yerleşke burası.

2011/11/27

Teppanyaki Alaturka

Cumartesi günü, çok yakında Ankara Çukurambar'da açılacak olan, Uzakdoğu ve Türk mutfağını birleştirip kaynaştıran Teppanyaki Alaturka'daydık çekirdek ailecek. 
Fashion Fairytale blogunun yazarı Zülal Ateş'e öncelikle bu organizasyona geçen hafta katılamadığımdan dolayı tekrar bir organizasyon ayarlama zahmetine girdiği için teşekkür ediyim unutmadan.  
Sadece biz yoktuk tabi orda :) Bonbon, Buket Poyraz veeeeeee Oburcan da ordaydı w/
Birbirinden sevimli 2 çinli aşçı, sonrasında "yahu onlar ne güzel yemeklerdi öyle, hayır o kadar yememe rağmen hiçbiri hamur gibi oturmadı mideme" diyeceğimiz lezzet abidesi yemeklerle karnımızı doyurdu, sağolsunlar:)

Önce bi neymiş Teppanyaki, ilk defa duyuyorum diyenler için küçük minicik bi açıklama benden size. hani genel kültür olsun, soran olursa ben biliyorum der anlatırsınız:)
 alttan ısıtılan büyük, paslanmaz demir bir sac yani teppan üzerinde ve yaki şeklinde pişiriliyor yemekler. 
sacta "cızzzzz" diye sesler çıkararak pişen yemekler düşünün, işte öyle bişi ^.^


Masa görünümü bu şekilde olup, yemeğiniz pişerken seyredebilmekte, hatta "ayy çok koktu burnuma, göz hakkı biraz alayım" derseniz de direk teppana ekmeğinizi banıp yiyebilmektesiniz. ben çok istedim özellikle soğanlar pişerken banmayı ama arkadaşlara ayıp olmasın, yazık Erman'ı utandırmiyim diye adam gibi oturdum yerimde:)

2011/08/17

MKBL ConCept


Kendine has tarzı ve birbirinden mükemmel ürünleri ile MKBL ConCept'in kampanyasını duyurmak boynumun borcudur. 
Bu dünya tatlısı pikselli elbiseden 34, 36, 38, 40 ve 42 beden olmak üzere toplam 5 kişiye hediye edeceğini burada duyuruyor pek marifetli arkadaşımız.
E ne duruyorsunuz hala? Zaman işliyor tık tık..
Daha fazlası için online alışveriş sitesini gezmenizi şiddetle öneriyorum. http://www.mkblconcept.com/

İkinci el giysi satan en iyi mağazalar

Şu an bilinen haliyle vintage, hatta vintıç :)

Bugün sizlerle, Kelebek arşivinden bulduğum çok faideli bir yazıyı paylaşmak ve aslında ikinci el de alınıp giyilebileceğine dikkat çekmek istedim. İstanbul'da yaşayanların çok, benim gibi Ankara'da yaşayanların ise İstanbul'a gitme sıklığıyla orantılı olarak işine yarayacak dükkanlar var. 
Versace'sinden Armani'sine, Chanel'inden Gucci'sine kadar dünyaca ünlü bir çok markanın 
ürününü çok uygun fiyatlara bulabileceğiniz çok değerli mekanlar bunlar.

Hepsini tek tek gezmek ve saatlerce günlerce kaybolmak istiyorum o cicilerin arasında ^.^


Durmayın koşun gidin görün alın fırsatınız ve hala devam etmekte olan indirimlerden şans eseri artakalan bütçeniz varsa :)


internetten alıntıdır


internetten alıntıdır


Eskiden hiç tanımadığınız birinin eskilerini giymek ayıp sayılır, ikinci el giyenlere ‘bitli gençler’ gözüyle bakılırdı. Oysa şimdi ikinci el giysi satan mağazaların sayısı hızla artıyor, ünlü isimler ‘Nereden giyiniyorsunuz’ diye sorulduğunda göğüslerini gere gere ikinci el satan yerleri tercih ettiklerini söylüyorlar.



Yakın zamana kadar hala genç işi diye bakılan ikinci el giysi alışverişine artık herkes merak sardı. Çünkü Armani, Gucci, Versace gibi dünyaca ünlü markaları uygun fiyatlarla satın almanın en kolay yolu bu. Büyük jürimiz de bu hafta en iyi ikinci el giysi satan mağazaları seçti. Listeye dokuz mekan ile İstanbul ağırlığını koydu. Bir de İzmir’in tek ikinci el mağazası var en iyi 10 arasında. Bazısı sadece belirli dönemlere ait kıyafetleri satarken, bazısında sadece bir kez giyilmiş markalar bulunuyor. Kimi tüm giysileri önce kuru temizlemeciye gönderiyor, kiminde iyi bir parça bulmak için elbise yığınlarının içine dalmak gerekiyor. İşte Türkiye’nin ikinci el giysi satan en iyi 10 mağazası.

EN İYİ 10

1. Portobella - İstanbul

2. Avantgardeast - İstanbul

3. Roxy - İstanbul

4. Ve Saire - İstanbul

5. Küf - İzmir

6. Pala - İstanbul

7. Kahve 6 - İstanbul

8. Berna - İstanbul

9. Eskici - İstanbul

10. Herşey 2. El - İstanbul

PORTOBELLA

Cahide Sonku’nun kıyafeti seyirlik


Cihangir’deki dükkanın sahibi Macide Karaali. Güzel liman anlamına gelen Portobella’da ikinci el dönemsel kıyafetleri bulmak mümkün. 1930, 40 ve 60’lı yıllara ait bu giysiler, özellikle yurtdışından büyük talep görüyor. Cahide Sonku’nun kıyafeti, dükkanda görebileceğiniz nadide parçalardan biri. Ama satılık değil. Avrupa, Amerika, Uzakdoğu ve Afrika’dan getirilen giysiler, özellikle Türk film yapımcılarının ve reklamcıların gözdesi. Onarım ve kuru temizlemeden geçirilen kıyafetler, çeşitli şekillerde kiralanabiliyor. Günlük kiralar 20-100 milyon lira arasında. 1930’lara ait kıyafetler 150-500 milyon lira arasında fiyatlarla satılıyor. Portobella’da Gucci ve Armani gibi ünlü markalara ait tasarımları ve eski el işi yatak örtülerini de bulabilirsiniz. Gucci marka bir kıyafetin fiyatı 200 milyon lira. Adres: Cihangir Caddesi No: 29 Beyoğlu, İstanbul. Tel: 0212-245 11 68.

AVANTGARDEAST

60’lı ve 70’li yılların giysileri


Avantgardeast’ın sahibi Feyzullah ve Yalçın Avcı. Öncü anlamına gelen Avantgardeast’te toplam 2 bin parça ikinci el kıyafet bulunuyor. Fransa, New York ve Paris’ten gelen kıyafetlerde, ağırlıklı olarak 60 ve 70’lerin modası hakim. Mağazada fiyatlar 10-35 milyon lira arasında değişiyor. Pantolon ve tişört, ağırlıklı olarak bulunan ürünler. Giysiler bakımdan geçtikten sonra satışa çıkıyor. İzel, Cemil İpekçi ve İzzet Çapa mekandan alışveriş yapan ünlülerden. Adres: İstiklal Caddesi 230/12 Galatasaray İş Hanı Beyoğlu, İstanbul Tel: 0212-245 15 97.

ROXY

Ünlülerin uğrak yeri


Aznavur Pasajı’nın içinde yer alan Roxy’de, 100 e yakın 2. el parça kıyafet bulunuyor. Dükkanın sahibi Hakan Kılıç. Hollanda, Almanya, Danimarka ve İngiltere’den gelen kıyafetler ağırlıklı olarak 60’lı ve 70’li yıllara ait. Elbiseler ve Pantolonlar 25-65 milyon arası fiyatlarla satılırken, gömleklerin fiyatı fiks 25 milyon fiyatlarla satılıyor. Giysiler yurtdışından gelir gelmez kuru temizlemeye gönderiliyor. 2. el kıyafetler, dizi ve reklamlara fiyatının üçte birine kiraya veriliyor. Sihirli Annem ve son dönemde oynayan Ariel reklamı bunlardan biri. Roxy’den alışveriş yapan ünlüler arasında Teoman, Nez, Sibel Tüzün ve Deniz Arcak bulunuyor. 2. el giysiler arasında Levis 501 gözümüze çarpanlardan. Diğer giysilerde marka olarak hangi ülkeden geldikleri yazıyor. Adres: İstiklal Caddesi, Aznavur Pasajı No: 11, Beyoğlu, İstanbul Tel: 0212-244 33 63.

VE SAİRE

Mankenlerin eskileri burada


Feneryolu’nda bulunan Ve Saire Butik’in sahibi Şahika Takla. Sezon ürünlerinin yanı sıra ikinci el giysiler de satılıyor. Takla, dükkanı için ‘İyi giyinmek isteyen, ama fazla para vermek istemeyenler tercih ediyor’ diyor. Avrupa ve Amerika’dan gelen kıyafetlerin bazıları bir kereliğine kullanılmış. Aralarında mankenlerin podyumda giydikleri tasarımlar da var. Mağazadaki en pahalı elbise, 450 milyon liraya satılan Chanel takım. Markalı kıyafetler genelde 50-200 milyon lira arasında değişiyor. Channel, Armani ve Gucci’yi Ve Saire’de çok ucuza bulabilirsiniz. Yeni kıyafetler beyaz etiketle, ikinci el kıyafetler sarı etiketle belirtiliyor. İkinci el olanlar sergilenmeye başlamadan önce bakım ve onarımdan geçiyor. Adres: Doktor Faruk Ayanoğlu Caddesi, Harika Sokak, No: 31 Kalamış, İstanbul. Tel: 0216-338 35 40.

KÜF

İzmir’in tek ikinci el mağazası


Alev Ozansay’un iki yıl önce Alsancak Bornova Sokağı’nda açtığı Küf, İzmir’de tek. Vitrini ünlü markaların tasarımları süslüyor. İkinci şubesi de Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde açıldı. İzmir sosyetesinin uğrak yerlerinden biri. Escada, Armani, Vercase, Ferre, Donna Karan, Vakko, Beymen, Mango, Zara’nın ikinci el giysi, çanta, ayakkabı ve aksesuvarlarını bulmak mümkün. Sezonda 1 milyar 200 milyona satılan bir paltoyu 100, Levi’s 501 jean pantalonu ise 20 milyon liraya almanız mümkün. Beş bine yakın çeşit bulunuyor. Küf’e her gün yeni mal geliyor. Adres: 1469 Sokak No: 6 Alsancak - İzmir. 0-232-465 15 18.

PALA

Ne bulacağınız belli olmaz


Eminönü’de bulunan İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin karşısındaki Çukurhan’ın ikinci katında hizmet veriyor. Konuşmaktan ve konuşulmaktan hoşlanmayan sahibi fotoğraf çekmemize izin vermedi. İkinci el giysilerin yanı sıra her türlü eski eşya var. Kıyafetlerin bir bölümü açıkta yer alan askılarda dururken, bir kısmı da üst kattaki odaların içinde yığılı. Eski bir yapı olduğundan ürünler nemden biraz etkilenmiş. Ancak keskin gözlere sahipseniz aralarında muhteşem parçalara rastlayabilirsiniz. Eski askeri kıyafetlerden hoşlanıyorsanız, Pala’da bolca mevcut. Takım halinde 200 milyon liraya satılıyorlar. Fiyatlar giysinin kondisyonuna göre değişiyor. Mantolar, deri ceketler, kadın ve erkek gömlekleri, şapkalar ve kemerler bulmak mümkün. Adres: Rüstem Paşa Mahkeme Sokak. Küçük Çukurhan Eminönü, İstanbul. Tel: 0212-526 08 26.

KAHVE 6

Kıyafetler kadar, kafesi de meşhur 


Cihangir’de sanatçıların sıklıkla uğradığı Kahve 6’da, 60’lı ve 70’li yıllara ait ikinci el kıyafetler satılıyor. Mekanın işletmecisi Hülya Özsoylu. İçinde bir de kafesi var. Kahve 6’da satılan ikinci el giysilerin sayısı 200 civarında. Bu kıyafetler film şirketlerince de kiralanıp, satın alınıyor. En son Alacakaranlık adlı dizide izlediğimiz Sezen Aksu’nun kıyafeti, Kahve 6’dan satın alınmış. Film şirketleri için 2 günlük kiralar, 20-30 milyon arasında değişiyor. Markalı ikinci el kıyafetler, meraklıları tarafından aynı gün içinde satın alınıyor. Kıyafetler temizlendikten sonra satışa çıkarılıyor. 70’li yıllara ait bir kokteyl elbisesinin fiyatı 70-100 milyon arasında değişiyor. Adres: Anahtar Sokak No: 15 Cihangir, İstanbul

Tel: 0212-293 08 49

BERNA

Ünlü markalar bir arada


Ağırlıklı olarak ünlü markalara ait kıyafetler satılıyor. Berna’da, giysi, ayakkabı, çanta ve aksesuvar olmak üzere toplam beş bin parça var. Sahibi Berna Karayalçın. Amerika, İngiltere, İtalya ve Fransa’dan getirilen giysiler arasında hiç taklit ürün yok. Gucci, Versace, Moscino ve Lacoste markalı ürünleri çok ucuza bulabilirsiniz. Sezonda 1 milyara satılan Gucci markalı bir ürün, Berna’da 150 milyona kadar düşebiliyor. Bu kadar çok markayı nasıl topluyorsunuz diye sorduğumuzda, ‘Geniş bir çevremiz var’ diyorlar. Genellikle çok az kullanılmış olan kıyafetler haftalık olarak değişiyor. İyi bir marka yakalamak istiyorsanız, her gün takip etmek şart. Çünkü tek tek gelen ürünler, hemen satılabiliyor. Adres: Dersane Sokak No:10 Harbiye, İstanbul Tel: 0212-246 11 51.

ESKİCİ

Her şey önce tamirden geçiyor


Aznavur Pasajı’nın içindeki Eskici’de yaklaşık 300 parça kıyafet var. Pek popüler olan deri, süet ve kadife ceketlerin yanında, yazlık olarak 70’lerin tarzını yansıtan gömlekler de gelmiş. Dokuz senelik mağazada ayakkabı yok. Eskici’de ikinci elini bulabileceğiniz markalar arasında Harley Davidson, Camel, Levi’s ve Naf Naf bulunuyor. Kıyafetler ikinci el eşya toplayan toptancılardan geliyor. Malların yarısı da yurtdışından getiriliyor. Eskici’nin sahibi Güven Engin. Burada satılan tüm kıyafetler tamirden, gerekenler boyadan geçiyor. Tatlı Hayat dizisi için Haluk Bilginer’e sık sık kıyafet kiralıyorlar. Şu anda satılan malların fiyatları 30 ile 70 milyon lira arasında. Yeni gelen desenli gömleklerse 10-20 milyona satılıyor. Adres: İstiklal Caddesi, Aznavur Pasajı Beyoğlu, İstanbul. Tel: 0212-252 55 91

HERŞEY 2. EL

Dört ay önce açıldı


Kadıköy’de dört ay önce açılan Herşey 2. El’de, ağırlıklı olarak günümüz kıyafetleri satılıyor. Genellikle çevreden gelip geçenlerin bıraktıkları bu kıyafetler arasında iyi durumda olanları bulmak mümkün. Sadece kıyafet değil eski eşyalar da var. Raflarda Vakko etiketli ürünler görmek mümkün. Pantolon ve gömlekleri 5-10 milyon lirası arası fiyatlarla Herşey 2. El’de bulabilirsiniz. Dükkanda satılan en pahalı giysiler, 40 milyona satılan erkek takımları. Gerekli görüldüğü takdirde, getirilen giysiler bakımdan geçiyor. Dönem kıyafetleri arasında, uzun yakalı gömlekler ve İspanyol paçalı pantolonlar var. Adres: Sarraf Ali Sokak No: 8 Kadıköy-Tel: 0216 346 95 21



Kaynak: Kelebek