sarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2011/12/13

Arı Maya'dan hallice


Ben arı mayayı çok severdim. 
Bikere zaten çocuk olup da sarı rengini sevmeyen yoktur.
Bide hem arı olup, hem sokmayan bir hayvan olmak ve üstüne bide tane tane konuşabilmek mümkünsüzdür.
E hal böyle olunca 3-0 önde başlıyodu arı maya diğer rakiplerine göre.
Ama tabi Şirinler'in de hakkını yememek lazım, pembe fanatizminden kurtulup maviye yönelme sebebimdir o minik şeyler :)



Ne alakaysa çocukken Arı Maya'dan özenip gül dikenlerini burnumuzun üstüne yapıştırmak suretiyle oyunlar oynardık. Hala arada denk gelirsem burnumun üstünde durup durmadıgını test etmek için yapıştırırım dikeni:)

Böyle iyi niyetli, insanlara sürtünerek geçtiği halde sokmamaya çalışan kaç tane çizgi film kahramanı kaldıki allasen..
Biri Casper'dı, kimseyi korkutmadan arkadaşlık yapmaya çalışırdı. Ama her defasında ilk 2 kişi korkar, üçüncü kişi onla arkadaş olurdu:) Hep aynı sayısal tesadüf ama..

Arı Maya kızımız ya da oğlumuz da böyle temiz kalpli naif bi karakterdi.
Evet çok uzun zamandır cinsiyeti bilinmiyor. Yani sarı kıvırcık ve biraz da uzun saçlı olduğu için kız çocuğu diyenler de var, 
rivayete göre hadım edilmiş bi erkek çocuğu da olabilirmiş, ben onların yalancısıyım:)



Arı diyince de hiç güzel bi hatıra canlanmıyo kafamda şöyle ballandıra ballandıra anlatsam "arı geldi işte omzuma kondu, ondan sonra aldım onu elime totosuna pıt pıt yaparak sevdim, o da bana kuyruk salladı" gibi..

Bikere balkona çıktığımda yerde can çekişmekte olan bir arının üstüne basarak,
bide bahçede oynarken, hiçbir uçan canlının uçamayacağı kadar düz bir şekilde uçup gözümün içine baka baka gelip kaşıma konmasıyla tanışmıştım onlarla.

Ama yalan yok, bal gibi muhteşem bişeyi bize armağan ettikleri için saygım sonsuz.

Tamam evet ilkokul yıllarında her nekadar annemin "yok kızım şekerli süt o, bal koymadım" diyip ballı sütü bize zorla içirmesinden dolayı biraz mesafeli olsam da, yeri ayrıdır bende.


 





Her çekimde mutlaka böyle bi "bi durum mu var, noluyo!!!" bakışı atıyorum, sanırım zıplamadığım zamanlarda agresif oluyorum:)

  
Bu kadar arı dedik bal dedik, ama ODTÜ'nün en vazgeçilmez canlısı olan pisilerden bahsetmeden bu muhteşem odtü manzarasını kullanırsam onlara ayıp etmiş olurdum.
O kadar tombik ve her yerdelerki, yemek yerken tepenizde uçan arılar kadar masanızın etrafına toplanmış kedi kabileleri de görmeniz mümkün.
Hepsi birbirinden otibon *.*



Bide bu etek aslında düşük belli fi tarihinden kalma bi etekti.
Dün yaptığım bikaç operasyon sonrası yüksek bel ve arkası kapalı pileli bi etek oluverdi. En azından artık giyebiliyorum 


Şimdi bu kolyeye bakın ve içinizden sekize kadar sayın(sebebini bilmiyorum:))
sonra gözlerinizi kapatıp en sevdiğiniz çizgi film kahramanını hayal edin.
sonra da fırsatınız varsa uyuyun benim yerime de:) zira ben çok yorgun ve de uykusuzum.. 

Oldu o zaman çizgi film tadında günler dilerim hepiciğinize.

2011/10/18

Kış değil hayır, sonbahar.


Bazı şehirlere çoktan kış gelmişmiş, şok şok şok!
Bakınız nasıl da en yiğit halimle ceketimi elime alıp yarım kol kazağımla poz veriyorum, üstelik aynı anda şaşırabiliyorum da :)


Buralarda havalar çok güzel!(asker mektubu gibi bi giriş oldu evet, selam eder öperim:) )
Mesela yerlerde sarısından turuncusuna yapraklar var. Yaprakların altına gizlenen çamuru ve soğuktan yer yer buzlanmış toprağı saymazsak son derece SONbahar görünümlü bi mevsimdeyiz şu an! 
ne kadan gizel..


Desem de inanmayın!
Böyle beyaz çorap, renkli renkli etekler kazaklar giyip çalı çırpı arasında poz verdiğime de bakmayın.
Hatta hiçbişeye bakmayın, bu post sizi hayattan soğutabilir:)

Kısa vadede yapmayı planladığım şeyler listesinde
ne tatil var, ne de gezme tozma planları.
ne alışveriş var, ne de ev temizliği.
ne çok lezzetli bir chesecake tarifini hayata geçirmek var, ne de bir ay içinde insanüstü bir güç sergileyerek sporla insana dönmek.
ne o çok sevdiğim bordo CK çanta var(burada postu okuma ihtimali olan pek sevgili eşime selam çakıyorum), ne de sebzeli noodle.

Hava soğuk olduğu zaman "uuuuu çok soğuuuk, donuyoruuuum, kıt kıt  kıt(birbirine çarpan dişlerin sesi)" dediğimde Erman'ın fiks lafıdır,
eee böyle artiz gibi gezersen olcağı o!
Kelin ilacı olsa başına sürer diycem ama çok alakasız olcak şimdi.
Anlatamıyorum galiba canım! benim vücudum üşümüyo, yüzey alanı geniş olan elmacıklarım üşüyo bide burnum üşüyo!

Hal böyleyken triko sektörüne baktığımızda görüyoruzki elbiseler, hırkalar, kazaklar gırla..
ama bi allahın kulu da çıkıp benim gibi spesifik bölgelerden üşüyen insanları düşünmüyo!

Bu sabah bi arkadaşım da aynı fikri paylaştı benimle. Kısa vadedeki planım kendime bir burunluk örmek. ama biraz geniş bişi olcak ve elmacıklarımı da örtecek.
hayat bana güzel olcak.
kar maskesi takıp her an bi yerleri soyma potansiyeli olan çırpı bacaklı bi insan gibi görünmekten,
ya da 
yüzüm mosmorken "yok yeeaaaa üşümüyorum ben" diye artislik yapmaktan iyidir herhal:)




Fotoğrafları detaylı olarak inceleyenler için söylüyorum, kolumun bu şekli nasıl aldığı konusunda hiçbir fikrim yok! ama merak etmeyin normalde düz de durabiliyo;)


Bakın burda düz:)




Duyan gelmiş kolyemin yakın çekimini isteyenlere gelsin bu poz:) meyve ağacımız var, çilek var, çiçek var, elma var ve tabiki capon adam da hala orda:)



Bu aralar blogosferdeki tüm blogların ortak konusu değişen ve anlamsız bi hızla soğuyan havalar.
Ben de dedimki madem öyle işte böyle!
Bu lafı da böyle yerli yersiz her yerde kullanırım:)

Kazak sarı, etek narçiçeği, çorap krem.
"Etek sarı sen etekten saaaaarısan"ı çağrıştırmış olabilir. Mırıldanmak serbest;)
Ne diyodum?
Sabahtan beri herkes bi 
"ooooo asiş bugün gassaraylı olmuşsun" nidasıyla geçiyo yanımdan.
hayır diyorum narçiçeği o.
bigün alıcam elime boya paletini, sıralıcam bütün ofis arkadaşlarımı karşıma, ara renklerden hiç anlamayan halimle onlara ders vericem!:)




Botlar yeni evet:)
ilk günümüz çok acıklıydı onlarla.
Zaten diğer ayakkabıların içinde parçalanmış olan ayaklarım medet umarcasına bunları giyince ve tesadüf oki o gün bi ton yol yürüyüp bide üstüne dans edince, akşam eve geldiğimde çöp poşetiyle uygun bi paket yapıp kapının önüne bırakıyodum kendisini.
Sonra dedim dur asiş, acımasız olma.
Herkes bi şansı daha hak eder:)


Netekim öyle de oldu, hak ettiler:)


Usta bize iki çay çek bakışımı da atıp üşüyerek kaçıyorum.

oldu herkese sıcak günler o zaman da :D

2011/09/09

Sarı sonbahar


Tamam evet yaz çocuğu olabilirim ama sonbaharın da yeri bir başkadır kalbimde.
Mesela en başta akla sarıyı getirir ki her ne kadar çok kullanmasam da en haz ettiğim renklerden biridir sarı.




Bu hafta hep bir hastalık, hep bir sıkıntı koşturmacası içinde geçti, ama neyseki hepsi geçti gitti. Herşeyin başı sağlık! diyerek buradan laf arasında mesajımı da veririm.
Şöyle bir düşününce farkettim de bu aralar hayatımın her anında sarı varmış.
Üşüttüm betim benzim soldu sarardı,
bacağımı çekmecenin köşesine çarptım (ki bunu çok sık yaparım) önce morardı, sonra sarardı,
iğne yaptırdım kolum sarardı keza!

Sarıyı severiz dediysek bu kadar da değil yani..





Ama ilginçtirki hiç kimse sağlığının kıymetini onu kaybetmeden anlamaz!

Yani illa krizlerden kriz mi beğenmek gerekiyor sigarayı bırakmak için,
ya da yüzünün gözünün hatıra güneş lekeleriyle mi dolması gerekiyor cildini güneşten korumak ve öyle kavun karpuz gibi güneşin altında yatmamak için (bu bana gelsin!),
ya da her yerimizin sarkması mı gerekiyor spora başlamak için
falan filan...

Artık çok daha hassasım sağlık konusunda!(yaşlanıyo muyum ne?)
Hep ihmal ettiğimiz, amaaaan ne olabilirki diyip gitmeye üşendiğimiz diş, dahiliye, cerrahi, kbb ve sayamadığım diğerleri..

Bana çıkmaz demeyin, piyango sloganı gibi oldu ama öyle!
hastalık bu ve kimde ne çıkacağı hiiiiç mi hiç belli olmuyor.
Siz siz olun tedbirinizi alın, ben söyleyeyim de.


Mesela su hayattır, bol bol su için diyerek de burada sağlık köşemi sonlandırıyorum 2 günde bir su içen biri olarak!




Bide böyle su içen sağlıklı arıların balını yiyin.
Anne notu: kan yapar :)



Şimdi biraz da cicileri inceleyelim diimi.
İncili yüzüğüm annemin hediyesi olup, çok ender kullandığım ama her kullandığımda "yahu ben bu yüzüğü niye takmıyorumki" dediğim bir kıymetlim.


Şekil olarak neyi ifade ettiğini bilmiyorum ama bişiye benziyo orası kesin. bu kolyemi de seviyorum ^.^


Etek ince kadife, sonbaharda corapsız, kışın kalın çoraplarla en hayat kurtarıcı ve de rahat eteklerimden.

Bide unutmadan bugün Samsun'a gidiyorum memleketime :)
pazar dönücem.
Gittiğimde ailem ve sevdiklerimi görmekle kalmayıp aylardır hayal ettiğim Çalıkuşu Döner'in kalın lavaşta soslu dönerini de yiyip geleceğim tabiki.
Bu kez fotoğraflayacağım sırf sizin için. Ama bu lezzet ne fotografla ne de anlatarak tarif edilebilir. 
Hayatınızda yiyeceğiniz en lezzetli etten yapılmış döner ve en pasta niyetine tek başına bile yenilesi lavaşı tatmak için doğru Samsun'a diyorum size de ;)


Gitmeden bir reverans yapacaktım size ama beceremedim, bunla idare edin :)

oldu iyi yolculuklar bana..